ÜRÜN GERÇEK DEĞERİNİ MUTFAKTA BULUR
Tam da bu yüzden son dönemde beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri, iyi ürünü yalnızca satan değil; onun neden değerli olduğunu anlatmaya çalışan girişimler görmek oluyor. İşte PanMarket tam da böyle bir yerden çıkmış.
Kurucusu Jale Balcı aslında bu işe ticari girişim başlamamış. Antakyalı olan Balcı, özellikle deprem sonrasında bölgedeki üreticilere destek olabilmek için bir sosyal sorumluluk projesi olarak yola çıkmış. İlk başta yalnızca o bölgedeki küçük üreticilerin ürünlerini görünür kılmaya çalışırken zamanla beklediğinden çok daha büyük bir ilgiyle karşılaşmış.
PanMarket bugün Türkiye’nin farklı bölgelerindeki küçük ama işini çok iyi yapan üreticilerle çalışan bir platforma dönüşmüş durumda. Jale ve ekibi üreticileri yerinde ziyaret ediyor, hasatları görüyor, üretim süreçlerini takip ediyor. Yani mesele yalnızca ürün toplamak değil; o ürünün arkasındaki emeği, bilgiyi ve üretim ahlakını da anlamak.
Bugün gastronominin en büyük problemi de tam burada başlıyor zaten. Çok fazla insan yemek konuşuyor ama çok az insan ürün konuşuyor. PanMarket’in ilginç tarafı ise tam olarak bu noktaya yatırım yapması. Sadece satış yapmıyorlar; tüketiciye iyi tahin nasıl anlaşılır, kaliteli bir zeytinyağında neye dikkat edilir, bir ürün nasıl saklanmalı, nasıl tüketilmeli gibi bilgileri de anlatıyorlar.
Birçok ünlü restoranın ve şefin de PanMarket’ten ürün almaya başlaması ve küçük üreticilerin ürünlerinin profesyonel mutfaklara ulaşabilmesi ise bence çok önemli bir kırılma. Çünkü yerel ürün ticari değerini ancak iyi mutfak onu doğru kullandığında yeniden kazanabiliyor.
Şu an online satış yapıyorlar. Haziran sonuna kadar da İstinyePark’taki kiosklarında ürünlerini fiziksel olarak deneyimlemek mümkün. Belki de damağımız tamamen kaybolmadan önce hâlâ bir şeyleri kurtarma şansımız vardır. Ne dersiniz?
Zira artık mesele sadece ne yediğimiz değil. Neyi kaybetmek üzere olduğumuz.