Adına geceler düzenleniyor.
Özellikle Kadıköy’de, Cihangir’de büyük bir sanatçı ve halk kahramanı olarak anılıyor.
Ve hatta Ozan Güven’i protesto eden gruptaki avukat hanım, sosyal medya paylaşımlarında, bir başka şiddet failine; Yılmaz Güney’e olan “sonsuz” sevgisini göstermekten yerinmiyor.
Fakat kimse ne ona ne Güney hayranlarına “filmini izleyenler suçu meşrulaştırıyor” demiyor.
Kimse gösterim salonlarının önünde slogan atmıyor.
İşte insanın aklını kurcalayan yer tam da burası.
Ozan Güven’e yönelik toplumsal tepki; işlerini izlememek, alkışlamamak, desteklememek yerinde olduğu kadar demokratik bir tavırdır da.
Fakat bir noktadan sonra adalet ile linç arasındaki çizgi bulanıklaşmaya başlıyor.
Hukukun amacı tam da budur zaten: Linç yerine kuralları koymak.
Çünkü eğer canı isteyen canı istediği gibi engizisyon subayı edasıyla kendi adaletini dağıtmaya başlar, cezayı mahkemeler değil de öfkeli kalabalıklar belirlemeye başlarsa, yarın kimin hedef olacağını kimse bilemez.
Bugün hoşumuza gitmeyen biri “dışarı atılır.”
Yarın biz.🤨