HAYALİ KOŞULLAR İÇİNDE GERÇEKÇİ ŞEKİLDE YAŞAMAK
◊ Kariyeriniz boyunca nüfuz sahibi, sessiz otorite taşıyan birçok karakter oynadınız. Küçük hareketlerle göze sokmadan güç hissi yaratmakta çok başarılısınız. Gücü göstermeden oynamak için ne gerekiyor?
- Aslında bunun en başta senaryonun içinde olması gerekiyor. Hikâyenin dramatik yapısında kurulmuş olması gerekiyor.
Eski bir söz vardır: “Bir kralı oynayamazsınız; odaya girdiğinizde herkesin eğilmesi gerekir.” Eğer kimse eğilmiyorsa, ne kadar güçlü görünmeye çalışırsanız çalışın, kral değilsiniz. Yani o gücün önce malzemenin, senaryonun içinde kurulmuş olması gerekir ki siz de sonra o rolün ayakkabılarını doldurabilesiniz.
Sonrasında, her şeyde olduğu gibi, oyuncunun işi o karakterin içinde yaşamaktır. Büyük oyunculuk hocası Sanford Meisner’ın söylediği gibi: “Hayali koşullar içinde gerçekçi bir şekilde yaşamak.” Ben de oynadığım her rolde kendimi o karakterin içinde kabul etmeye, onu sahiplenmeye çalışıyorum.
Bir oyuncu olarak şunu diyebilmeniz gerekir: “Ben bu kişiyim. Bu etkiye sahibim.” Bu durum zanaatın bir parçası haline geliyor.
Bunu nasıl yaptığıma gelince... Sanırım genç bir adam ve genç bir oyuncuyken bunu öğrenme arzumla başladı. Çalışarak, hazırlanarak, öğrenerek... Zamanla kendi zanaat anlayışınızı geliştiriyorsunuz.
Sonra da sizin kişiliğiniz, seçimleriniz, hayatınızda sizi etkileyen şeyler, o role taşıdığınız kendi duygusal dokunuz devreye giriyor. Bu benim için çok kişisel bir şey. Dışarıda bir yerde değil; içeride. Bütün karakterleri kendi içinizde bulmanız gerekiyor. Bu yüzden yorumum bana özgü oluyor. Başka biri aynı rolü bambaşka oynayabilir ve bu da tamamen geçerlidir. Mesela Hamlet’i 20 farklı oyuncu oynayabilir. Metin aynıdır ama metnin yorumu, davranışları, karakterin taşıdığı ruh hali değişir.