ANNE BABA HASTAYSA ÇOCUKLARA NE OLUR
İTİRAF etmeliyim; ASCO’da bu yıl gördüğüm en etkileyici çalışmalardan biri ne bir profesör ne de yıllarını laboratuvara vermiş bir araştırmacıya; henüz 17’sindeki bir Türk öğrenciye aitti.
Nil Ata.
Gözümüzün önünde duran ama çoğu zaman konuşmadığımız bir sorunun peşine takılmış: “Bir ebeveyn kansere yakalanınca çocuklarına ne olur?”
Ne olur gerçekten?
Zira tedavi planlarında hep hasta var.
Yakınları yok!
Oysa kanser sadece bir kişiyi değil;
Bir evi...
Bir aileyi hasta ediyor.
Nil’in hikâyesi de bir hastane koridorunda böyle başlamış. Onkolog babası Prof. Dr. Alper Ata’nın polikliniğinde bir yaşıtı ile tanışmış. Ve dönüp kendine şunu sormuş: “Peki onlarla kim ilgileniyor?”
Buradan hareketle babası ve Prof. Dr. Erdinç Nayır’ın desteğiyle anne ya da babası kansere yakalanan çocukların psikososyal durumlarını merkeze alan bir araştırma yürütmüş. Sonuçları düşündürücü:
Özellikle kız çocuklarının depresyon ve kaygı düzeyleri daha yüksek.
Cinsiyet ayrımı gözetmeksizin çocukların neredeyse tamamı tedavi sürecinde desteğe muhtaç.
Yani “biz” tedavi olurken, çoğu zaman görünmeyen yaralar da oluşuyor.
Oğlu 8 yaşındayken meme kanserine yakalanan bir survivor olarak, belki de bu yüzden Nil Ata’nın çalışması bana araştırmadan çok bir çağrı gibi geldi.
Çünkü bazen en önemli keşif yeni bir ilaç değil, kimsenin sormadığı “o” soruyu sormaktır. 😐