YALANCI ÇOBAN HİKÂYESİNE DÖNDÜ! PARA VAR GÜVEN YOK
Savaşın ilk gününden bu yana ABD başkanı Donald Trump çelişkili açıklamalar yapıyordu. ‘Bir öyle bir böyle’ de denebilecek açıklamalar sabah barış akşam yeni bir saldırı yapılması ile anlamsızlaşıyordu. Öyle ki mart ayının sonuna kadar ABD Başkanı neredeyse hiç barış dememişti. ‘Destansı Öfke Operasyonu’ diye isimlendirilen saldırılar başarısız olunca bu kez barış gündeme gelmiş ve birkaç kez ateşkes için anlaşılmıştı. Ancak ABD Başkanı’nın açıklamalarında dikkat çeken bir detay vardı. Trump dünyayla oynuyordu. Bunu, Cuma günleri küresel piyasalar kapanmadan önce barış yapacağız deyip, pazartesiye yeni bir saldırıyla piyasayı uyandırıyordu. Aradaki 2 günde ise petrol stoklarını doldurup ucuz aldığı kaynağı hafta başında daha yüksek fiyattan satıyordu. Yani mesele sadece silahla savaşmak değildi. ABD kurnazca bir plan yürütüyor, kısa vadede sürdürülebilir bir kazanç elde etme peşinde koşuyordu. Ancak bunu yaparken kaybetmemesi gereken değerini ve dünyanın gözünde onu ‘Büyük Amerika’ yapan her şey ellerinden kayıp gidiyordu. Körfez ülkelerinin güvenlik konusunda sırtını yasladığı ABD bu savaşta onları çoktan yanıltmıştı. Güvenilir bilgi ve veri sağladığına inanılan ABD’li kaynaklar kendini yalanlamaya başlamıştı. Para kazanmak uğruna savaşa bir şekilde dahil olan her ülke, başta da ABD güven kaybediyordu. Oysa kazandığı para da yalnızca kısa vadede kendisine avantaj sağlardı. Peki ABD Başkanı gerçekten bir başkan mı, yoksa sadece yatırımcı mı?
İÇ SİYASETLE DIŞ SİYASET BİR Mİ? ‘PETROL BİR BAĞIMLILIK HALİNE GELDİ’
Trump’ın dış politikadaki hamleleri nedeniyle önemli oranda destek kaybettiği ve yaklaşan seçimlerde aleyhine bir sonuç alacağı da konuşulurken, iç ve dış politikaların her zaman aynı mantıkla sürdürülemediği de görülüyordu. ABD Başkanlık koltuğundaki Trump’ın buraya nasıl oturduğunu Doç. Dr. Şebnem Udum şöyle anlattı: “ABD Başkanlık makamı dış politikadan önce ABD iç siyaseti açısından aslında çok önemli tarihi iz taşıyan ve ABD vatandaşlarının saygı duyduğu bir makamdır. Dünya siyaseti açısından da ABD dış politikasında hemen her başkanın adıyla anılan ve dış politikaya yön veren doktrinler vardır. Bazı başkanlar ise dış ilişkilerde izledikleri siyasetle gelenek yaratmıştır. Başkan adayları bağışlarla kampanyalarına destek bulur. Bu bağışlar bireysel ya da belli çıkarları olan lobiler tarafından verilebilir. İş insanı Donald Trump’ın kampanyasında kendi varlığına ek olarak bazı lobilerden ve teknoloji şirketlerinden destek aldığı görülmüştü. Seçmen kararını etkileyen kampanyalarda vaatler ön plandadır. Trump basit bir dil kullanarak, ekonomiyi öne çıkararak, duygulara hitap ederek yükseldi. Ancak dış politikada alınacak tavırlar iç siyasetten farklıdır ve belli kalitelere muhtaç bırakır. Bunlar arasında, diplomasi, coğrafya, tarih, kültür, hitabet bilgisi öne çıkar.” Trump, Doç. Dr. Udum’un burada bahsettiği kaliteleri pek de önemsemiyordu. Onun için para, toprak, ticaret ve finansal sömürü çok daha önemli zaferlerdi. Dünya Trump’ın önemsediği şeylerle dönüyordu belki ama unutulan detay, Trump’ın peşinde olduğu kaynakların Trump’ın yöntemleriyle elde edilmediğiydi. Çünkü ABD ve her masada yanındaki İsrail tüm dünyanın nefretini kazanıyordu. Milyarlarca dolarınız olsa, uçaklarınız ve sağlığınız da olsa ‘hava sahasına girince tutuklanma’ riskiniz olan bir ülkeye giremezsiniz. Yani anahtar yalnızca petrolde değil, petrolle yapılabilecekleri de doğru yönetmekte!
Alıntı Metni Sıfır Atık Festivali'nde tema enerji verimliliği: 'Türkiye'nin ekonomisine 15 milyar dolarlık katkısı olur' Dananın kuyruğu Ankara’da kopacak