OKULA 11 YAŞIMDA GİDEBİLDİM
Çankırı’ya taşınıyorlar. Köyden farklı olarak Çankırı’da okul var ama Karakoç, 11 yaşına gelmiş ve o zamana kadar hiç okul görmemiş… Okullar Karakoç’u almak istemiyor. Okul okul geziyorlar. Babası müdürleri ikna etmeye çalışırken, küçük Karakoç gözyaşları içinde okula kabul edilip bir an önce okuma yazma öğrenmek istiyor… En sonunda şehrin dışında, köyden gelenlerin alındığı bir okulun müdürü, “En azından ilkokul mezunu olur, okuma yazma öğrenir” diyerek Karakoç’u kabul ediyor.
KEŞKE KISA BOYLU OLSAM’ DERDİM
Hayat başta kolay olmuyor: “Ben herkesten büyüktüm. Boyum da uzun olduğundan beni hep sıranın en arkasına koyarlardı. Çok utanırdım. Hep en arkadan giderken ‘keşke kısa boylu olsam’ diye düşünürdüm.” Bir yandan okula adapte olmaya çalışırken bir yandan yazları harçlığını kazanabilmek için çay bahçeleri ve pastanelerde garsonluk yapıyor. Bütün zorluklara rağmen başarılı bir öğrenci olduğundan öğretmeni onu Hasanoğlan Öğretmenokulu sınavlarına sokuyor. Sonuç: Kabul! Spor alanları, resim, müzik dersleri, tarlada uygulamalı tarım... Kendi deyimiyle ‘İsviçre gibi” bir okulda nihayet mutluluğu buluyor.
RESİM HOCAM BABA GİBİYDİ
Karakoç, “Bize de çok iyi bakıyorlardı; çok güzel yemekler vardı, çamaşırlar yıkanırdı, saat gibi çalışan bir sistem vardı” diye anlatıyor. Öğretmenleri resim alanındaki yeteneğini hemen keşfediyorlar: “Resim hocam bana baba gibi olmuştu. Ortaokul birinci sınıfta atölyenin anahtarını bana verdi. Etütlerde gider çalışırdım. Malzeme de çoktu; boya, fırça, yağlıboya, suluboya, pastel boyalar… Ne ararsanız vardı ve istediğiniz gibi alıp çalışabiliyordunuz. Zamanımın çoğu resim atölyesinde geçiyordu. Genellikle gelenlerin istekleri üzerine portreler çiziyordum (gülüyor)...”
5-RESMİN ÖĞRETİLMESİNE KARŞIYIM
Resim ve müzik alanında başarılı öğrenciler İstanbul’daki özel bir okula gönderiliyordu. Karakoç da onlardan oluyor: “Üç yıl Hamdi Dicle ile çok iyi bir eğitim aldık. Bir yandan Ömer Uluç, Bedri Rahmi, Fahrelnissa Zeyd gibi isimlerin sergilerine götürüyordu. Hocama kendi tarzımızı bulabilmemiz adına bizi serbest bıraktığı için şükran borçluyum. Resmin öğretilmesine karşıyım; resim sezdirilir ve kişi içindekini kendi bulup çıkarır.”😒