Filmler bize anlatıyordu
‘Matrix’, ‘Terminatör’ gibi bilimkurgu filmleri işin nereye varabileceğini 90’lardan beri distopik eğlencelerle bize anlatıyordu. Neyse ki Dünya’nın evrende kendi başına terk edilmiş bir gezegen olmadığını sezdiğim için hiçbir zaman öylesine karamsar olmadım. Medeniyetimizin anlamsız ve tekdüze işlerin tembelliğinden kurtulması, sisteme tutsak olmayan yetenekli nesillerle geleceğe geçmemiz ihtimali zihnime daha iyi geliyor. Yeter ki yapay zekâ ve robotların üzerinde doğru niyetli insanların yeterince tahakkümü olsun. Zaten mesele hiçbir zaman makineler değil, her zaman onları kimin kodladığı olacak.
KISA KISA
Çocuk beyni ‘gözün arkasındaki zihni’ arıyor
Yakın zaman önce Cattolica Üniversitesi’nde robotların insanlar tarafından ne kadar gerçekçi algılandığını ölçmek ve otizmli çocuklara destek olabilecek robotlar geliştirmek adına deneyler gerçekleştirdi. Araştırmanın ilk sonuçları ilginç doneler içeriyor. Deneyde 3 ile 5 yaş arasındaki çocuklarla detaylı mimik yapabilen insansı robotlar bir araya getirilmiş. Çocukların bakışlarla yapılan iletişimde insanlara ve robotlara nasıl tepki verdiği incelenmiş. Bulgular çocukların insan gözündeki niyetleri okuma becerisinin humanoid (insansı) robotlarda çalışmadığını ortaya koymuş. Çocuklar insanın bir nesneye bakmasını ‘O nesneye karşı ilgi ve arzu’ (niyet) olarak yorumlarken insansı bir robotun tamamen aynı şekilde bakmasını mekanik bir hareket olarak algılıyor. Araştırmanın başındaki Profesör Antonella Marchetti’ye göre çocuk beyni biyolojik olarak gözlerin arkasında yaşayan bir zihin aramaya programlı. Çocuklar insan bakışını düşüncelerin, canlılığın projeksiyonu olarak kabul ediyorlar. Robotun bakışını iletişimsiz bir donanım hareketi olarak kodluyorlar. Yani şekil olarak insana benzemek, yapay zekânın çocuk zihninde ‘canlı varlık’ olarak algılanmasına yetmiyor. İyi ki!🙄