İLACIN KENDİSİ TUZAK
İşte tıbbın çözmekte zorlandığı düğüm tam burada. Obezite ve insülin direnci hava yollarında iltihabı körüklüyor. Bu hastalara verdiğimiz en temel ilaç olan kortizon (kortikosteroidler) ise hava yolunu rahatlatmaya çalışırken metabolizmayı bozuyor: Kan şekerini yükseltiyor, kemik eritiyor, böbreküstü bezini baskılıyor. Bozulan metabolik sağlık ise akciğer hastalığını daha da ağırlaştırıyor. Yani hasta bir kısır döngüye giriyor: Kötü metabolizma kötü akciğer, kötü akciğer için verilen ilaç daha kötü metabolizma. Döne döne ağırlaşan bir tablo.
YAĞ DOKUSUNDAN AKCİĞERE GİDEN BİR HORMON
Bu döngünün merkezinde, yıllardır çalıştığımız bir molekül duruyor: FABP4. Bu küçük protein aslında bir “yağ taşıyıcısı”; ancak yağ dokusundan kana salınıp bir hormon gibi davranabildiğini, obezite, diyabet, yağlı karaciğer ve damar sertliğinde yükseldiğini biliyorduk.
Şimdi yeni bir şey gösterdik. Sevgili ağabeyim Dr. Gürol Tunçman ve değerli hocam, mentorum Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ile yürüttüğümüz çalışmada, obezitede bu hormonun yalnızca kanda değil, doğrudan hava yollarının içinde de arttığını saptadık. Nakil (transplantasyon) deneyleriyle bu hormonun kaynağının akciğer değil, yağ dokusu olduğunu kanıtladık. Yani yağ dokusu ürettiği hormonu akciğere gönderiyor; biz buna “adipo-pulmoner eksen” adını verdik. Dahası, obez farelerde akciğerin içinde bizzat yağ birikimi ve bir stres cevabı tespit ettik. Akciğer, kelimenin tam anlamıyla “yağlanıyor.”
Bulgularımız yalnızca laboratuvar hayvanlarıyla da sınırlı kalmadı. Amerika’nın büyük dirençli astım kohortu SARP ile Avrupa’nın UBIOPRED çalışmasının insan verilerinde, FABP4 hormonunu doğrudan hastaların hava yolu sıvısında tespit ettik. Dahası bu hormonun düzeyinin hem obezite hem de astımın şiddetiyle birlikte arttığını gösterdik. Yani farede gördüğümüz tablo, iki kıtadan gelen insan verisiyle de doğrulandı.