Aynalar kırık şimdi..
Aynalar No. 3’, erkek arkadaşının öldüğü, kendisinin hafif sıyrıklarla kurtulduğu bir kazanın ardından evine sığındığı kadında şefkati bulan Laura’yla ona kol kanat geren yaralı yürek Betty’nin öyküsünü anlatıyor. Alman yönetmen Christian Petzold imzalı yapım, arka planında acılı bir yas sürecini de perdeye taşıyor.
Berlin’de akıp giden nehre boş gözlerle bakan bir genç kadın; Laura. Bir an intihar etmek istediğini düşünürüz. Sonrasında erkek arkadaşı Jacob’la birlikte kırsalda üstü açık bir arabanın arkasında seyahat ettiğini görürüz. Bir müzisyen olan Jacob, yapımcısı ve onun sevgilisiyle birlikte hafta sonu iş görüşmek üzere tekne turu yapacaktır. Marinaya geldiklerinde Laura sessizliğe bürünür ve nihayetinde tekneye binmek yerine Berlin’e dönmeyi tercih eder. Jacob yapımcının arabasını alır ve sevgilisini tren istasyonuna bırakmak için tekrar yola koyulur. Gelişte Laura’nın göz göze geldiği yöreden kadınla bir kez daha aynı süreç yaşanırken çok geçmeden bir gürültü duyulur. Kaza geçirmişler, Jacob anında ölmüş, Laura küçük sıyrıklarla kurtulmuştur. Adının Betty oldu…
Şimdiki zaman Alman sinemasının en maharetli isimlerinden biri olan Christian Petzold’un, girişte konusunu özetlediğim son çalışması ‘Aynalar No. 3’ adını daha çok ‘Boléro’yla tanınan Fransız besteci Maurice Ravel’in ‘Miroirs’ın üçüncü bölümü olan ‘Une barque sur l’océan’ (Okyanusta Bir Tekne) adlı piyano eserinden alıyor. Sineması daha çok kadın kahramanların sürüklediği, kayıp ve keder temalarına göz kırpan hikâyelerle dolu Petzold bu kez Berlin’de sanat eğitimi gören, piyano bölümü öğrencisi Laura’nın nedenini net çizgilerle çözemediğimiz ama bir şekilde anladığımız hüznünü, mutsuzluğunu, ilişki yaşamasına karşın yalnızlığını neredeyse annesi yaşındaki bir kadının evine bir tür sığınarak gidermeye çalışma sürecini anlatıyor. Öte yandan bu süreç yalnız baş…