YENİ ÇAĞIN NÜKLEER YARIŞI
Bütün bunlar kulağa bilimkurgu gibi gelebilir. Bugün dünyada bu konu konuşuluyor. Mesele artık teknoloji olmaktan çıktı. Jeopolitik bir meseleye dönüştü. 20’nci yüzyılın güç kaynağı petroldü. Soğuk Savaş’ın güç kaynağı nükleer teknolojiydi. 21’inci yüzyılın ikinci çeyreğinde ise yeni güç kaynağı yapay zekâ gibi görünüyor. Bu nedenle ABD ile Çin arasında yaşanan çip savaşlarını yalnızca ticari rekabet olarak okumak yanlış olur. Aslında yaşanan şey yeni çağın güç mücadelesi. Veri merkezleri, işlemciler, algoritmalar, hesaplama kapasitesi. Bunların tamamı artık stratejik güç unsuru. Bu yüzden Pentagon yapay zekâya yatırım yapıyor. Bu yüzden Çin milyarlarca dolar harcıyor. Bu yüzden Avrupa düzenleme yarışına girmiş durumda. Hepsi aynı şeyi görüyor:
◊ Yapay zekâ yalnızca ekonomik büyüme sağlamayacak.
◊ Askerî planlamayı değiştirecek.
◊ İstihbaratı değiştirecek.
◊ Siber güvenliği değiştirecek.
◊ Demokrasileri değiştirecek.
◊ Toplumların bilgiye erişim biçimini değiştirecek.
◊ Belki de devlet kavramını bile değiştirecek.
İNSANLIK TARİHİNDE YENİ BİR EŞİK
Anthropic’in raporu ile Hinton, Bengio ve Russell’ın uyarıları aynı noktada birleşiyor. İnsanlık, kendi zekâsını aşabilecek bir teknolojiyle karşı karşıya olabilir. Belki bu korkuların bir kısmı gerçekleşmeyecek. Belki gelişim yavaşlayacak. Belki güvenlik mekanizmaları yeterli olacak. Belki insanlık yeni kurallar koyacak. Ama artık kesin olan bir şey var. Yapay zekâ meselesi bir teknoloji haberi olmaktan çıktı. Bu artık bir güvenlik, demokrasi ve ekonomi meselesi. Belki de ilk kez insanlık, yaptığı bir icadın nereye varacağını gerçekten bilmiyor.
Çünkü tarih boyunca birçok teknoloji dünyayı değiştirdi. Ama çok azı oyunun kurallarını değiştirdi. Yapay zekâ ise ikincisine benziyor. Belki de insanlık ilk kez bir teknoloji üretmiyor; kendisinden sonra gelecek zekâyı üretiyor.