‘E.T.’ evine döndü ama ya dönemeyenler?
Uzaylıların varlığını örtbas eden bir kuruluşta çalışan genç siber güvenlik uzmanı, insanlığın gerçeği öğrenmesi için adım atar. Steven Spielberg’ün bir kez daha Dünya dışı yaratıklara odaklanan son çalışması ‘İfşa Günü’nde başrolleri Emily Blunt, Josh O’Connor, Colin Firth, Eve Hewson ve Colman Domingo paylaşıyor.
Yıllar önce işe alındığı Wardex adlı şirketin kamuoyundan saklamaya çalıştığı bilgi ve belgeleri, USB bellekleriyle dolu çantasında taşıyan genç siber güvenlik uzmanı Dr. Daniel Kellner’ın mücadelesi tökezleme aşamasındadır. Çünkü şirketin CEO’su Noah Scanlon’la emrindeki ‘siyah giyen adamlar’dan oluşan ekibi, kız arkadaşı Jane’i kaçırmıştır. Eldeki verilere karşılık değişim için buluştuklarında Daniel bir hamle yapar ve kişilere telekinetik güçler bahşeden tuhaf bir cihaz yardımıyla yanına Jane’i alarak kaçar. Öte yandan Kansas City’de yerel bir TV kanalında hava durumunu sunan Margaret Fairchild, müzisyen sevgilisine şehirden sıkıldığını ve başka bir yere taşınmaları gerektiğini söylerken evlerine bir kırmızı kardinal kuşu girer. O andan itibaren genç kadının hayatında beklenmedik değişiklikler olur. Aniden Rusça konuşmaya başlar, çalışma arkadaşlarının zihinlerini okuyarak onlara tavsiyeler verir ve canlı yayında tuhaf bir dille hava durumunu sunarken yere düşer, hastaneye kaldırılır.
Başladığı noktaya dönüyor
Çok geçmeden ikilinin yolları kesişir. Scanlon başka bir telekinetik cihazla Jane’in zihnine girer ve takibi sürdürür. Dünyada Kuzey Kore kaynaklı, ABD ve Rusya’nın dahil olduğu nükleer savaşa ilerleyen bir ortam vardır. Margaret, Daniel’la işbirliği yapan eski Wardex çalışanlarından Hugo Wakefield’ın yönlendirmesiyle bir buluşma noktasına doğru harekete geçer. Amaç Daniel’ın elindeki bilgileri paylaşmak ve gerçeği herkesin öğrenmesini sağlamaktır...
‘İnsanlar yaşlandıkça çocukluğuna döner’ derler. Steven Spielberg 2022’de, 76 yaşındayken çektiği ‘Fabelmanlar’da (The Fabelmans) seyircisini otobiyografik unsurlarla dolu bir çocukluk yolculuğuna çıkarmıştı. Girişte konusunu özetlediğim son yapıtı ‘İfşa Günü’ndeyse (Disclosure Day) kariyerinin başlangıcındaki noktalara selam gönderiyor. ‘Üçüncü Türden Yakınlaşmalar’la (Close Encounters of the Third Kind/1977) ‘E.T.’nin (E.T. the Extra-Terrestrial/1982) bir tür devamını çekiyor.
70’lerin ortasından itibaren gişede büyük başarılar elde eden, özellikle televizyon alışkanlığıyla boşalan salonları yeniden dolduran; öte yandan da kuşaktaşı George Lucas’la birlikte sinemanın yaşını küçülttüklerine dair eleştirilerin odağına konan Spielberg, kariyeri boyunca uzaylıların ‘dost’ olduklarına dair bir çizgi izledi. Hoş, 2005’te Tom Cruise’lu ‘Dünyalar Savaşı’nda (War of the Worlds) H. G. Wells’in öyküsünü sinemaya yeniden uyarlarken uzaylıların korkunç yaratıklar olduğu fikrine itibar etse de 80’ine merdiven dayadığı şu günlerde ‘İfşa Günü’yle tekrar başlarda durduğu cephelere geri dönüyor.
Spielberg ustalığını çoktan kanıtlamış bir isim elbette. Popüler çizgide öyküler, çarpıcı bilimkurgular çekerken işin sanatsal kısmını ıskalamayan, geleceğe kalan çalışmalarıyla adını sinema tarihine yazmış bir yaratıcı. ‘İfşa Günü’nde de ‘uzaylı’ gerçeğinin bizatihi resmi kaynaklarca bilindiğine ama devletin bu durumu açıklamasıyla sistemin yara alacağına dair temellendirilen bir görüşü tartışmaya açıyor. Hatta Amerikan hükümetlerinin gerektiğinde bilgi almak, tıbbi veriler elde etmek adına uzaylılara işkenceye varan uygulamalara yeltendiğini de iddia ediyor.