Bir hafta sonu tatilinin ardından...
Geçen hafta sonu sakin bir aile tatili için birkaç yıldır gitmediğimiz Amsterdam’a gittik. Çoğunlukla seyahatlerimizde araba kiralayıp şehir dışında kalmayı, büyük bir kente en fazla bir gün ayırmayı tercih ederdik.
Ama bu kez kenti ilk kez görecek ablam da bizimle olduğu için merkezde kanal kıyısında Hotel Estheréa’da konakladık.
Odalarımız muhteşem kanal manzarasına sahip olsa da normal bir odanın yarısı ölçülerindeydi. Tarihi bina şartlar böyle gerektirir, ilk günden canımızı sıkmayalım deyip pek önemsemedik.
Kent turumuza başladık.
Ertesi sabah kahvaltıda ikinci hayal kırıklığını yaşadık. Oda numaralarımızı söyleyip yerimize otururken kapıdaki görevli hanım kaba bir dille sadece 45 dakikamız olduğunu söyledi.
Zaten açık büfe o kadar sıradan, servis o kadar nezaketten uzaktı ki yarım saat bile olmadan kalktık. Ertesi gün de kahvaltımızı dışarıda başka bir yerde yaptık.
Akşam yemeği için önceden yer ayırttığımız, otelimize birkaç yüz metre uzaklıkta ve geleneksel Hollanda mutfağının iyi temsilcilerinden olan tarihi d’Vijff Vlieghen’e tam saatinde gittik.
Yemeklerimizi ısmarladık, içeceklerimizi söyledik.😐