GENÇLER SINAV BİTTİ AMA MARATON YENİ BAŞLIYOR
Dün bir görüntüye rastladım.
Bir çocuk odası... Ya da ilk bakışta öyle görünüyor.
Yatağın üzerine dizilmiş deneme sınavları, yere yayılmış soru bankaları, kapı girişine üst üste yığılmış kaynak kitaplar...
Cumartesi günü yapılan LGS öncesinde bir öğrenci, “Emek” notuyla paylaşmış bu görüntüyü.
Gerçekten de öyle. Kimi hafta sonlarını dersle geçirdi. Kimi bayramlarda deneme çözdü. Kimi tatil planlarını erteledi, kafasını testlerden kaldıramadı.
Henüz 13-14 olmalarına rağmen bir yıl boyunca birçok yetişkinin taşıyamayacağı bir baskıyla yaşadı bu çocuklar.
Yanlış anlaşılmasın; elbette sınavlar olacak, elbette emek veren karşılığını alacak.
Ama insan yine de şu soruyu sormadan edemiyor: “Bu kadar yük bu çocukların omzunda olmalı mı?”
İsimleri değişti; benim zamanımda adı Anadolu Liseleri Sınavı’ydı. Sonra LGS, OKS, SBS, TEOG oldu, fakat 40 yıldır sınav gerçeği değişmedi.
Oysa eğitimin temel amacı çocukları bir cetvele dizmek değil, potansiyellerini ortaya çıkarmak olmalı.
Kaldı ki bugün aynı sınava giren çocuklar gerçekten aynı yarışın içinde mi gerçekten?
Birinin önünde onlarca kaynak kitap, özel dersler ve etüt programları var.
Bir diğeri yalnızca okulun verdiği imkânlarla hazırlanıyor sınava.
Sonra ikisine de aynı soruları sorup adına “eşit rekabet” diyoruz.
Oysa eşitlik, herkese aynı soruları sormaktan önce aynı fırsatları sunabilmektir.
Bugün bunu başarabildiğimizi söylemek zor. Ama tüm eksiklere rağmen bu çocukların çabasını ayakta alkışlamak gerek.
Dolayısıyla sevgili veliler...
Kaç doğru yaptıklarından çok, çocukların şunu duymaya ihtiyacı var: Hayat uzun bir maraton.
Bir matematik sorusunu kaçırmış, bir paragrafı yanlış anlamış olabilirsiniz.
Ama bunların hiçbiri sizin kim olduğunuzu anlatmaz.
Ne vicdanınızı ölçer.
Ne hayal gücünüzü.
Ne de ileride nasıl bir insan olacağınızı...🤫