ÖDÜL VERDİLER AMA YAYINLAMADILAR
Çocukluğundan itibaren ressam olma hayalleri kuran Orhan Pamuk, 22 yaşına geldiğinde yazar olmaya karar veriyor. İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki mimarlık eğitimini yarıda bırakıp dört yıl (1974-1978) günde on saat çalışarak ‘Cevdet Bey ve Oğulları’ romanını yazıyor.
1979 yılında Milliyet Yayınları’nın gazete ile ortak açtığı Milliyet Roman Ödülü’ne başvuruyor ve yarışmayı kazanıyor. Yarışma şartlarından biri ödül alan kitabın basılması olduğu için yayıneviyle bir sözleşme imzalıyor.
O dönem Milliyet Yayınları’nın baş editörü ünlü şair Ülkü Tamer. Aynı zamanda jüride de bulunan Tamer, romanı çok sevdiğini söylemesine rağmen kitabı bir türlü yayınlamıyor.
Kağıt sıkıntısının yaşandığı bir dönemde 600 sayfa ve adı duyulmamış bir yazarın kitabını basmayı yayıncılık açısından riskli görüyor. Orhan Pamuk, Cağaloğlu’nda yayınevine gittiği her seferinde Ülkü Tamer’in sıraladığı benzer mazeretlerle moral bozukluğuyla eve dönüyor. Bir süre sonra açtığı telefonlara da çıkmamaya başlayınca sinir harbi içinde geçen bu süreçte Ülkü Tamer’in, istersen kitabını çekebilirsin, sözleşmeyi iptal edebiliriz, önerisini hemen kabul ediyor. Sokağa adımını atar atmaz verdiği karardan pişman olsa da romanını geri alıyor.
“Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten’ dizesine göndermeyle Ülkü Tamer hem ödül veriyor, hem de yayımlamıyor kitabı.🙄