KEVORK ACEMOĞLU ÇÖZDÜ
Romanını yayımlatmak için babasının önerisiyle yayınevi kurmak dahil yaptığı birkaç girişim de başarısız oluyor. Aradan geçen zamanda Milliyet’in baş yazarı Abdi İpekçi suikast sonucu katlediliyor, 12 Eylül askeri darbesi oluyor, Milliyet Gazetesi satılıp el değiştiriyor. Yayınevi gazetenin eski sahibi Ercüment Karacan’da kalarak hayatına Karacan Yayınları olarak devam ediyor.
Halasının eşi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı olan eniştesi İlhan Akın durumuna acıdığı Orhan Pamuk’a bu arada yardım elini uzatıyor. Hukuk Fakültesi’nde Kevork adında çok iyi bir ticaret hukuku hocası olduğunu, imzaladığı sözleşmeye rağmen kitabı yayımlatabileceğini söylüyor.
Nobel ödüllü iktisatçı Daron Acemoğlu’nun babası Doçent Kevork Acemoğlu ile böyle tanışıyor Orhan Pamuk.
1981 yılında halen yayınevini yöneten Ülkü Tamer’i bu kez birlikte ziyaret ediyorlar.Acemoğlu samimi geçen sohbet sırasında ‘bir ara hakkı yenmiş küçük bir çocuğu işaret eder gibi’ Orhan Pamuk’u göstererek, “Romanını basmazsanız çok ciddiyim dava açacağım!” diyor dostane bir şekilde.
Pamuk, “Benim bütün yalvarmalarıma, ısrarla gidişlerime, üç yıldır bekliyor olmama hiç aldırmayan Tamer, bu dava sözünden çok etkilendi” diye anlatıyor yaşadıklarını.
‘Cevdet Bey ve Oğulları’ bu olaydan bir yıl sonra, Mart 1982’de Orhan Pamuk’un ilk romanı olarak okuruna kavuşur. Pamuk ısrarla bu satırları bir intikam duygusuyla değil o dönem yaşadıklarını ve neye üzüldüğünü sevgiyle anlatmak istediğini belirtiyor.😚