Üniversite öğrencilerinin durumunun iyi olduğunu savunan Federal Araştırma Bakanı Dorothee Bär, yoğun eleştiri ve protestolara hedef oluyor
Öğrencilerin çalışması artık istisna değil
Vasco Silver, Almanya'da devletten eğitim desteği alan yaklaşık 500 bin öğrenciden biri. Bonn'da fizik ve astronomi eğitimi gören Silver'ın aylık aldığı 740 euroluk burs, 657 euroluk ortalama BAföG desteğinin üzerinde. Ancak bu tutar, son yıllarda kademeli olarak artsa da yükselen yaşam maliyetlerine ayak uyduramıyor.
Bu nedenle 27 yaşındaki aile babası Silver da haftada sekiz saat çalışmak zorunda kalıyor. Çünkü özellikle kira giderleri bütçenin büyük bölümünü tüketiyor.
Silver, "Almanya'da BAföG'ün amacı, kişinin hangi sosyal sınıftan geldiğine bakılmaksızın herkesin üniversite okuyabilmesini sağlamaktı. Ama artık bu işlevini yerine getiremiyor" diyor.
Bär'in "O zaman çalışıversinler" yaklaşımı onu da epeyce öfkelendirmiş. Silver, "Gerçek şu ki, öğrencilerin üçte ikisi zaten çalışıyor. Çevremde BAföG alan bütün arkadaşlarım aynı zamanda bir işte de çalışıyor" diye ekliyor.
Her üç öğrenciden biri yoksulluk riski altında
Bakanın iddiasının aksine birçok öğrenci için yaşam koşulları ayrıcalıklı olmaktan çok uzak.
Federal İstatistik Dairesi'nin verilerine göre öğrencilerin üçte birinden fazlası yoksulluk riski altında bulunuyor. Artan fiyatların yanı sıra özellikle hızla yükselen kiralar öğrencileri geçim sıkıntısına sürüklüyor. Öğrenciler ortalama olarak yalnızca barınma için ayda 512 euro öderken, Münih, Hamburg ve Frankfurt gibi büyük kentlerde bu miktar 700-800 euroya yaklaşabiliyor.
Peki Almanya, eğitimden tasarruf ederek önemli beyinleri kaybetmeyi göze alabilir mi?
Wiebke Jaeger'in bir öğrenci arkadaşı, artık BAföG alamadığı için üniversite eğitimini bırakmak zorunda kalmış. Buna bir de başvuruların sonuçlanmasının çoğu zaman aylar sürmesi ekleniyor. Jaeger ve Silver, daha önce destek kararlarını almak için de altı ay beklemiş.
Jaeger'i en çok hayal kırıklığına uğratan ise hükümetin kullandığı dil ve öğrencileri rahatlatacak yapıcı öneriler sunmaması.
"Alman siyasetinden en son ne zaman bir haber duyup da 'İşte bu' diye düşündüğümü hatırlamıyorum" diyen Jaeger şöyle devam ediyor:
"Onun yerine yine bir yerlerden kesinti yapıldığını, belli toplumsal grupların tembel olduğunun ya da daha mevcuttan fazlasını yapabileceklerinin söylendiğini duyuyoruz. İnsanların demokrasiye inancını tesis edecek siyaset böyle yapılmaz."
Öğrencilerin durumu, öğrencilerin katılımı olmadan tartışılıyor
BAföG reformunun hayata geçip geçmeyeceği henüz belirsizliğini koruyor. SPD, hükümet ortağı CDU ve CSU'yu koalisyon sözleşmesinde üzerinde uzlaşılan maddelere bağlı kalmaya çağırdı.
Muhalefet ise baskıyı artırıyor. Sol Parti, parlamentoya "Yaşamaya ve okumaya yetecek bir BAföG" başlıklı bir önerge sundu. Parti, 1970'li yılların başında olduğu gibi tamamen geri ödemesiz bir destek sistemi talep ediyor. Hâlihazırda öğrenciler, devletten aldıkları desteğin yüzde 50'sini geri ödüyor. Geri ödeme tutarı en fazla 10 bin 10 euro ile sınırlandırılıyor.
Vasco Silver ise öncelikle öğrencilerin sorunları için kararlı biçimde mücadele eden bir Federal Araştırma Bakanı görmek istediğini söylüyor ve şu soruyu yöneltiyor:
"Sayın Bär, neden öğrenciler ve bilim için mücadele etmiyorsunuz? Neden bizimle konuşmak yerine bizim hakkımızda konuşuluyor? Biz gençler uzlaşmaya hazırız; yeter ki bedeli her seferinde aynı kuşak ödemesin."