BABAMIN PEŞİNDE HARİTA ÇALIŞMALARI
Turgay Erdener, 1957 yılının bir haziran gününde, Gümüşhane’nin şehre uzak, muhteşem doğasına yakın mahallelerinden birinde dünyaya geliyor. Doğum günü hemşerileri için de unutulmaz bir gün, çünkü tam o gün büyük bir sel oluyor. Erdener, “Herkesin en büyük meselesi sele karşı önlemler olurdu” diye başlıyor anlatmaya: “Çocukluğumda Harşit Çayı kenarında oyunlar oynadığımızı hatırlıyorum. Babam topograftı. Tapu Kadastro Müdürlüğü’nde çalışırdı. Haritalama yapmak için araziye çıktığında ben de sık sık onun peşine takılırdım. Harita merakım bugün hâlâ devam ediyor. Haritalama matematik işidir. Müzik de matematik işidir. Matematiğiniz iyi değilse müzisyen olamazsınız. Her şey birbirini tetikledi.”
ROMANYA RADYOSU’NU KEŞFEDİNCE...
Evde kimsenin müzikle pek ilgisi yok. Küçük Erdener hariç… Tek eğlence aracı radyoda kanallar arasında Romanya Radyosu’nu keşfedip saatlerce orada yayınlanan klasik müzik eserlerini dinliyor: “George Enescu, Maurice Ravel, Sergey Prokofyev gibi bestecilerin eserlerini duyduktan sonra başka şey dinleyemez oldum. Aşırı derece kulak aşinalığı oldu. Kulak beğendiğini zapt ediyor; saklıyorsunuz, içinizde kalıyor. Klasik müziğin ‘eşsiz’liği, benzeri olmaması hoşuma gitti. Elbette rock müzik, caz müzik de duyuyordum. Kulağım kapalı değildi ama tercih etmiyordum çünkü bu müziklerin sürprizi yoktu. Çalarken bir dakika sonraki ölçüyü aşağı yukarı biliyorsunuz ama klasik müzikteki sürprizler bana macera gibi geliyordu.”
MÜZİK ÖĞRETMENLERİ ÇOK ÖNEMLİ
Aile, babasının işi nedeniyle önce Afyon’a oradan Ankara’ya taşınıyor. Ankara’da hafta sonları bir mandolin kursuna gidiyor. Erdener, “Mandolini elime alınca beğendiğim şeyleri çalmaya çalışıyordum. Bu da bestecilikle ilgili yol almayı sağlayan bir şey” diye gülerek devam ediyor: “Benim uydurma eğilimim vardı. Bu, genelde müzisyenlerde olur. Bir şeyi çalmayı öğrendikten sonra ‘Bu güzel ama şurası böyle olsa daha iyi olmaz mı?’ dediğinizde bestecilik başlıyor. İleri görüşlü bir hocamız vardı; Rıfat Akaltan. O bendeki bu eğilimi gördü ve beni konservatuvara yönlendirdi. Bence kişilerin müzik alanında ilerlemesinin en önemli kademesi müzik öğretmenleridir çünkü ‘hangi insan müzik yapabilir, kim ne çalabilir’i ilk onlar görüyor.”