SES AĞACINDAN BESTE TOPLAMAK
Yepyeni bir eser nasıl yapılır? Bir besteci için ‘yoktan var etmek’ süreci nasıl işler? Erdener: “Aslında yoktan var etmek değildir; çünkü kullanılan sesler zaten vardı. Yaptığımız şey; doğada dolaşırken o sesi bu ağaçtan, öbür sesi başka ağaçtan indirmektir. Besteciler, bu ağaçları fark eder. Biraz metafizik bir benzetme oldu (gülüyor)!” Her duygunun bir sesi var mıdır? Yanıtı: “Yoktur. Her rengin de sesi yoktur. Seslerde bir serüven vardır ama kalıp yoktur çünkü müzik çok sübjektiftir. Her ses başkasına göre değişir. Müziğin üstünlüğü de buradadır. Herkese başka hisler duyurarak hayatını sürdürür.”
ŞOSTA DİYE DİYE ŞOSTA OLDUM
Gelmiş geçmiş en iyi bestecileri, “Beethoven birinci ligdedir ve halen dinlediğim bestecilerden; Dmitri Şostakoviç” diye sayıyor. Konservatuvardaki lakabı da ‘Şosta’ymış: “1970lerde Şostakoviç, Türkiye’de pek tanınmıyordu. Okulda herkese Şostakoviç’ten bahsettiğim için bana ‘Şosta’ demeye başladılar. Yazdığım müziklerde de başta çok etkisi vardı. Bestecileri birbiriyle kıyaslamayı sevmem. Beethoven, Bach’tan daha büyük değildir, hepsi başkadır.”
EMEK VERİLEN MÜZİK
TÜİK verilerine göre 2025 yılında sinema seyirci sayısı yüzde 15 gerileyerek 27.6 milyona düşerken, opera ve bale seyircisi yüzde 16.5 artışla 511 bin kişiye ulaştı. Erdener, klasik müziğin Türkiye’de hâlâ çok kısıtlı bir kitle tarafından dinlendiğini söylüyor. Bunun sebebi nedir? Yanıtı: “Klasik müzik emek vermek gereken bir müzik türü. Diğer müzikler için bir emek vermeniz gerekmez; arkada ritim çalar ama Bach öyle değil. Bach çalarken kalbinize bir bıçak saplanır. Klasik müzikte duyguyu anlamak için söze ihtiyaç duymazsınız.” Buradan yola çıkarak sanat sanat için midir yoksa izleyici için mi? Erdener: “Sanat öncelikle toplum içindir. Sanatın sanat için olduğunu da reddedemem ama varoluşunu topluma borçludur. Sadece sanat için dersem yaşamayan bir şeye atıf olur.”