Panter Emel ve narin bir elin bir pençeye dönüşme kudreti
Panter Emel, oyunculuğa 60’lı yılların başında aile dostları Altan Erbulak’ın Feryat adlı filminde oynayarak başlamıştı. Altmışa yakın filmde rol aldı. O dönem kiracılarının kızı olan Türkan Şoray’ın Yeşilçam’a adım atmasına aracı oldu. Ama kendi rolünü ona kaptırdığını öğrenince sektöre küstü ve meslekten usulca uzaklaştı.
Yıllar sonra tekrar kameraların karşısına geçtiğinde artık bir oyuncu değil aktivistti.
80’li yılların sonunda dönemin Beyoğlu Belediye Başkanı sokaklardaki kedi ve köpekleri toplayıp belediyeye getirenlere para dağıtmayı vaat etmişti. Kedi başına 2 bin köpek başına 4 bin lira ödenecekti. İnsanlar hayvanları torbalara koyup belediyeye getirmeye başlayınca Panter Emel kendisi gibi bir aktivist olan İbrahim Eren’le birlikte açlık grevine başladı ve ülkeyi ayağa kaldırdı.
Milletvekillerinden sanatçılara, yazarlardan, gazetecilere kadar kalabalık bir aydın kesimin de desteğini almayı başarınca bir hafta içinde belediye başkanı baskılara dayanamadı ve toplatma işlemini iptal etti. O dönemden sonra Panter’in adı her hafta başka bir eylemde duyulmaya başlandı. Başarıyla organize ettiği her direniş muhakkak ses getiriyor ve nihayetinde amacına ulaşıyordu.
Bu ülke, o zamana kadar belediyelerin sıradan bir işi olan sokaktan hayvan toplama uygulamasının aslında bir “vahşet” olduğunu Panter Emel’in eylemleriyle öğrenmek zorunda kaldı. Belediyeye çuvallarla getirilen ölü hayvan bedenlerini basının karşısına atan ve sesini en üst perdeden çıkartarak olan biten vahşeti görünür kılan o ve onun gibi hayvan severler sayesinde belediyeler bu rutinden vazgeçmek ve bünyelerinde barınak açmak zorunda kaldılar.
Panter herhangi bir eylemci değildi. Gerçekten panter gibiydi. Üzüldüğü ve öfkelendiği bir şeyle karşılaşınca hiçbir engel tanımıyor, hiçbir şey gözünü korkutmuyordu. Akşam televizyonda seyrettiği bir haber üzerine İstanbul’daki evinden çıkıp, otobüse atlayıp kuduz salgını bahanesiyle köpekleri öldürmeye başlayan bir belediye başkanını durdurmak için karda kışta Elazığ’ın Maden ilçesine gidecek kadar gözü kara bir eylemciydi. Üç yıldır Elâzığ ve çevresinde hiç kuduza rastlanmadığını belgeleriyle kanıtlayabilecek kadar becerikli bir araştırmacıydı. Para karşılığı sokak köpeklerini toplatan belediye başkanlarının karşısına dikilip onlara “Belediye meclisinden karar aldınız mı bunu yapmak için?” diye sorabilen, belediye başkanı parayı kendi cebinden ödediğini söyleyince de “İyi bak ne güzel, köpekler beş yüz bin lira ediyor, sen beş para etmiyorsun” dediği için hakaret suçundan ceza almayı hiç umursamayacak kadar gözü pek olan bir insandı.
Öküz dergisinde yayınlanan bir söyleşide “Köpek Emel de deselerdi şimdi olduğum kadar memnun olurdum. Panter lakabı medya tarafından takıldı bana. Bir hayvan ismiyle anılmak hoşuma gidiyor. Eşek Emel de denilebilir” diyor, kendi türünü ilahlaştıran insanın ahlakını deşifre ediyor ve bizzat durduğu yeri de çok net tarif ediyordu