90’larda imkânsız olanı artık yapabiliyoruz
Oyuncaklar geri döndü... Ama bu kez karşılarında bambaşka bir dünya var: Teknoloji! Disney ve Pixar’ın efsane serisi “Oyuncak Hikayesi” (Toy Story), beşinci filmiyle yeniden beyazperdeyle buluştu. Woody, Buzz Lightyear, Jessie ve sevdiğimiz oyuncak ekibi, bu kez çocukların oyun dünyasını değiştiren yeni bir karakterle karşı karşıya: Lilypad. Greta Lee’nin seslendirdiği Lilypad, Bonnie’nin hayatına giren yepyeni bir tablet. İlk bakışta amacı basit: Yardım etmek, yol göstermek, çocuğun gelişimine katkı sağlamak. Ama onun dünyası veriler, sayılar ve algoritmalar üzerine kurulu. Acaba oyun zamanı artık eskisi gibi olacak mı? Senarist-ortak yönetmen McKenna Harris, yapımcı Lindsey Collins ve idari yapımcı-kreatif direktör Pete Docter ile konuştuk.
* “Toy Story 4”ün üzerinden 7 yıl geçti. O filmin seriyi ve hikâyeyi orada noktaladığını düşünmüştük. Anlatılmaya değer bir hikâye daha olduğuna sizi ikna eden neydi?
- McKenna Harris: Birkaç yıl önce Pixar’da şöyle bir fikir konuşulmaya başlanmıştı: “Acaba yeni bir Toy Story filmi için doğru zaman mı? Ve bu film için doğru yönetmen Andrew Stanton mı olmalı?” Andrew, ilk filmden bu yana serinin içinde olan, bu dünyayı ve karakterleri çok iyi tanıyan bir isim. “Toy Story” filmlerine her zaman yazılarıyla katkı verdi; karakterleri adeta avucunun içi gibi biliyor. Cevabımız çok netti: Elbette yönetmen o olmalıydı.
Ama Andrew’un tek şartı vardı; eğer bu filmi yapacaksa, hikâyeyi gerçekten gitmesi gerektiğine inandığı yere taşıyabilmeliydi. İlk taslağında üç güçlü fikir vardı. Birincisi, çocukların dünyasına teknolojik cihazların girmesi. İkincisi, Jessie’nin artık odanın lideri olmasıydı; çünkü şerif rozeti ona devredilmişti. Üçüncüsü ise filmde 50 Buzz Lightyear’ın kontrolden çıkması ve filmin başında bir sahile vurmasıydı.
Bunu ilk duyduğumuzda hepimiz aynı tepkiyi verdik: “Bir daha anlatır mısın? Tam olarak ne demek istiyorsun?” Andrew ise sadece “Bana güvenin, akışına bırakın” dedi. Ama daha ilk taslakta bile bu fikirler o kadar güçlü ve heyecan vericiydi ki, özellikle Jessie’nin hikâyenin merkezine yerleşmesi hepimize çok doğal geldi. Filmin teması teknolojinin hayatımızdaki yeri. Bugün hepimizin hayatında büyük bir alan kaplıyor; hem iyi tarafları var hem de zorlayıcı yanları.