Tom Hanks’in Woody, Tim Allen’ın Buzz Lightyear ve Joan Cusack’ın Jessie’yi seslendirdiği “Oyuncak Hikâyesi 5” geçen cuma vizyona girdi.
TEKNOLOJİ SİZİ 3 SANİYE BÜYÜLER
İlk “Toy Story” filminden bu yana animasyon teknolojisi inanılmaz bir dönüşüm geçirdi. Siz bu değişimi nasıl görüyorsunuz?
- Lindsey Collins: Teknoloji artık öyle bir noktaya geldi ki, teknik sanatçılarımıza çözemeyecekleri bir problem vermek neredeyse imkânsız. İnsan bunun filmleri daha hızlı ve daha az kişiyle yapmamızı sağlayacağını düşünebilir. Ama hayır, öyle olmuyor.
Bunun sebebi şu: Teknoloji bize aslında sadece daha fazla deneme yapma, hikâyeyi daha çok geliştirme zamanı veriyor. Teknolojik yeniliklerin bize kazandırdığı zamanı hemen hikâyeye harcıyoruz. Bugün sahneleri çok daha hızlı render edebiliyoruz, birçok şeyi çok daha çabuk yapabiliyoruz. Ama o kazanılan zaman hemen şu soruya gidiyor: “Bu hikâyeyi daha doğru anlatmak için bize bir şans daha verir mi?”
- Pete Docter: Aynı şey animasyonun içinde de geçerli. Bugün animatörler inanılmaz bir incelik ve ustalıkla çalışıyor. Geri dönüp ilk “Toy Story”deki animasyona baktığınızda, bazı hareketlerin biraz daha sert, biraz daha mekanik olduğunu ve bugünkü kadar ağırlık hissi taşımadığını görebilirsiniz.
Ama performansın özü aynı. Bence değişmeyen şey bu. Biz her zaman karakterin ne söylediğine, seyirciyle nasıl bağ kurduğuna odaklandık. Teknoloji sizi belki 3 saniye büyüler. Ama ondan sonra önemli olan, hikâyenin size ne söylediğidir.
Bir sahnenin duygusu olmalı. Seyircinin gerçek olarak tanıyabileceği bir bağ, bir performans olmalı.
Pixar’daki animatörlerin rakipsiz olduğu yer de tam olarak burası: Bir karakterin içine girip onu gerçekten yaşıyormuş gibi hissettirebilmek. Ama evet, bugün artık 90’larda neredeyse imkânsız olan şeyleri yapabiliyoruz.🤨