Aslı’yı iki ay kadar önce Antalya’daki arazilerinde ziyaret etmiştim. Ayağınız toprağa değip hasada katılınca, tarımın ne kadar meşakkatli olduğunu ve aslında bu ülkenin en büyük zenginliğinin bereketli toprakları ile onları sabırla işleyen üreticileri olduğunu çok daha iyi anlıyorsunuz.
Aslı ve çalışanları ellerinde birer çubukla kuşkonmazların boyunu ölçüyor, ardından her birini tek tek ve büyük bir özenle kesiyorlardı. Çünkü kuşkonmaz o kadar hızlı büyüyor ki hasadının her gün yapılması gerekiyor. İşte tam da bu nedenle, bulup bulabileceğiniz en temiz sebzelerden biri sayılıyor; günlük hasat zorunluluğu nedeniyle yoğun pestisit ve kimyasal kullanımına izin vermiyor. Üstelik bir sebze olmasına rağmen ilk hasadını üçüncü yılında veriyor, dördüncü yılda tam verime ulaşıyor. Yani kuşkonmaz yetiştiriciliği, sabır, sermaye ve yoğun emek isteyen uzun soluklu bir iş.
DAMAĞIMDA KALANLAR
İki ay sonra Aslı ile bu kez İzaka Terrace’ta, yalnızca kuşkonmazlardan oluşan özel bir yemekte yeniden bir araya geldik. Restoranın şefi Serhat Eliçora’nın her ay düzenlediği üretici buluşmalarını çok kıymetli buluyorum. Çünkü bugün iyi restoranları birbirinden ayıran şey yalnızca tabağın lezzeti değil; o tabağın arkasındaki insanı, emeği ve hikâyeyi de görünür kılabilmesi. Şef Eliçora, kullandığı ürünleri doğrudan aldığı bilinçli üreticileri misafirleriyle aynı sofrada buluşturarak, yemeği sadece bir tüketim eylemi olmaktan çıkarıp bir bağ kurma deneyimine dönüştürüyor. Üstelik her ay o ürün etrafında küçük ve özel bir menü de hazırlıyor.😐