İyi ki ‘Bizim kızlar’ var
Bazı akşamlar bir ülkenin morali bir topun peşinden gider.
Bu hafta biraz öyle oldu.
Aylardır konuşulan, “Bu kez farklı olacak” denilen, “sürpriz” yapması, en az çeyrek final oynaması beklenen Milli Futbol Takımımız, Dünya Kupası’na daha ikinci maçta veda etti.
Söylenecek çok söz var elbette.
Profesyonel anlamda yorumlar olacaktır muhakkak.
Ama bazen susmak daha ağırdır.
Çünkü mesele sadece yenilmek değil.
Mesele, potansiyelini sahaya koyamamak.
Mesele, milyonların umudunu taşıyan bir formanın ağırlığını hissedememek.
Ayıp mı?
E, ayıp.
Üzücü mü?
Fazlasıyla.
Ama sporun da hayat gibi bir huyu var.
Bazen “bitti” dediğin yerden başlıyor.
Moraller öylesine bozulmuşken sahaya bu kez onlar çıktı.
Filenin Sultanları... “Bizim kızlar...”
Almanya karşısında 2-0 geriye düştüler.
Birçok takımın havlu atacağı yerde yine mücadeleyi bırakmadılar.
Set set geri geldiler.
Ve maçı 3-2 kazandılar.
Çin karşısında da... Asla bırakmadılar ve yine son sette; 3-2 maçı aldılar.
Sabahın köründe, TV başında üzüntüden ve sinirden kalakalan bizlere, aynı günün akşamı rahat bir uyku hediye ettiler. Umudumuzu tazelediler.
Sezar’ın hakkı Sezar’a...
Bu ülkenin en güçlü spor hikâyelerini çok uzun yıllardır kadınlar yazıyor.
Ve bu ülkenin kadın voleybolcuları son yıllarda bize kupalardan daha değerli bir şey verdi: “Güven.”
Skor ne olursa olsun son topa kadar savaşacaklarını biliyoruz.
Bu yüzden kaybetseler bile alkışlanıyorlar.
Çünkü mücadele eden insanı herkes sever.