DİZİ VE SİNEMA ARASINDA ÇOK BÜYÜK BİR FARK YOK
* Kariyerinize baktığınızda; artık bir yere ait olmayı umut etmekten çıkıp, gerçekten oyuncu arkadaşlarınız tarafından kabul edildiğinizi ne zaman hissetmeye başladınız?
- Bilmiyorum... “Bir yere ait olma” fikri aslında oldukça karmaşık bir mesele. İnsanlar size hayatınız boyunca “Sen buraya aitsin” diyebilir ama siz yine de kendinizi dışarıda hissedebilirsiniz. Çünkü içinizde öyle hissetmeyen bir huzursuzluk olabilir.
Ailede, içinde bulunduğu toplumda, çalıştığı yerde “ait olma” duygusunun zaman zaman insanı zorlamasına yabancı değilim. Ama yıllar içinde farklı projelerde, oyuncu arkadaşlarımla çalışırken olağanüstü güzel zamanlar yaşadım. Fakat artık bir yere ait olup olmadığımı başkalarının bana söylemesi bir anlam ifade etmiyor. Bu daha çok insanın kendi içinde çözmesi gereken, kişisel bir şey.
Sinemaya kıyasla dizilerde çalışmanın size keyif veren tarafı nedir?
- İnsanlar katılmayabilir ama ben arada çok büyük bir fark görmüyorum. Fark daha çok herkesin emeğinin sonunda ortaya çıkan işin nasıl paketlendiğiyle, süresiyle ve nerede yayınlanacağıyla ilgili. Yani insanlar salonlarda bir dijital platformda mı izleyecek, yoksa sinemada mı izleyecek... Fark daha çok burada.
Benim için sahnede oyunculuk yapmakla kamera karşısında oyunculuk yapmak arasında ciddi bir fark var. Sanırım “Sugar”ın bu sezonu için 400, belki 440 sayfalık senaryo çektik. Bir film senaryosu genelde 110 sayfa civarında olur. Yani neredeyse dört katı bir iş yükünden bahsediyoruz. Ama işin özü aynı; kamera karşısında bir karakteri yaşamak.