ŞİDDET KAPASİTEMİZ RAHATSIZ EDİCİ
Eski filmlerle nasıl bir bağınız var?
- Geçen gün oğlumla konuştum. Önümüzdeki birkaç hafta içinde “Some Like It Hot” ve “Sunset Boulevard” izlemeyi planlıyoruz. Eski filmleri de, yeni filmleri de. Animasyonları da, canlı aksiyon filmlerini de. Ben sinemanın her hâlini seviyorum. Hep de seveceğim.
“The Penguin”deki Oz Cobb, şimdi de John Sugar... İnsan doğasında sizi endişelendiren şiddete olan kapasitemiz mi, yoksa onu haklı çıkarma becerimiz mi?
- İkisi de endişe verici. Şiddet kapasitemiz gerçekten rahatsız edici. İnsanlığın zaman zaman neredeyse kana susamış gibi görünen hâli... Dünyamızda açgözlülüğün bu kadar yaygın olması ve bunun büyük şiddete yol açabilmesi...
İnsan olmak zor bir şey. Bunu, kendi hayatımdaki şansların ve sahip olduğum nimetlerin tamamen farkında olarak söylüyorum. Ama insan olmak zor. Bazen korkunç, depresif ve kaygı verici olabiliyor. Ama ikisi de, hem şiddete eğilimimiz hem de şiddeti sonu gelmez biçimde haklı çıkarabilme becerimiz, ikisi de çok endişe verici meseleler.
HER KARAKTER AYRI BİR BİLMECE
Sizinle hiçbir ortak noktası olmayan bir karakterin içine girmek mi daha kolaydır, yoksa benzer özellikler taşıdığınız bir karakteri oynamak mı?
- Hangisi daha kolay, emin değilim. Sizinle ortak özellikler taşımadığını düşündüğünüz bir karakteri oynamak daha az “üzerinize yapışan” bir deneyim oluyor.
Önünüzde kat etmeniz gereken belli bir mesafe oluyor. Bir bakıma daha az karmaşık, daha az iç içe geçen bir süreç. Ama ikisi de ilginç. Oynadığım rolleri düşündüğümde, aramızda hiçbir benzerlik olmadığını düşündüğüm bir karaktere daha özgürce atlayabildiğimi söyleyebilirim. Yine de bütün meselenin bilmecesi tam burada yatıyor.
Bir karakterin sizden hangi yönleriyle farklı olduğunu, hangi yönleriyle size benzediğini anlamaya çalışıyorsunuz. Çünkü insanlar harika birer gizem. Her karakter de çözülmeyi bekleyen ayrı bir bilmece.🫣