10 bin adım kuralı bilimsel gerçek mi efsane mi
Modern yaşamın hızına yetişmeye çalışırken sağlığımız için de küçük ama etkili alışkanlıklar edinmeye çalışıyoruz. Son yıllarda akıllı saatler ve telefon uygulamaları sayesinde hayatımıza giren “günde 10 bin adım” hedefi de bunların başında geliyor. Gün sonunda eksik kalan birkaç yüz adım için bile evinde dolaşan ya da sırf hedefini tamamlamak için kısa yürüyüşlere çıkan pek çok insan görmek artık oldukça normal. Peki, her gün 10 bin adım atmak bilimsel bir gerçek mi yoksa şehir efsanesi mi? Hadi gelin bugün yürüyüş yapmanın hem faydalarını bir hatırlayalım hem de bu kuralın nasıl çıktığını öğrenelim.
JAPONYA’DAN DÜNYAYA YAYILAN RAKAM
Birçok kişinin düşündüğünün aksine, günde 10 bin adım hedefi bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya çıkmış katı bir sağlık kuralı değildir. Bu hedefin kökeni, 1964 yılında Japonya’da düzenlenen Olimpiyat Oyunları sonrasında toplumun spora olan ilgisinin artmasına dayanır. Bu dönemde Japon Yamasa şirketi, “Manpo-kei” adını verdiği bir adımsayarı piyasaya sürdü. Japonca’da “10 bin adım ölçer” anlamına gelen bu isim, zamanla tüm dünyada popüler bir sağlık hedefi haline geldi. Yani 10 bin rakamının seçilmesinin arkasında bilimsel bir zorunluluktan çok, insanların kolayca hatırlayabileceği ve ulaşmak için motive olabileceği bir hedef oluşturma fikri vardı. Yıllar içerisinde yapılan bilimsel araştırmalar da düzenli yürümenin sağlık üzerindeki olumlu etkilerini doğruladı ancak her gün 10 bin adıma ulaşılması gerektiği konusunda bir veri ortaya koyamadı. Aslında bugün üzerinde durduğumuz asıl önemli nokta, belirli bir rakama takılı kalmaktan ziyade hareketsiz yaşam alışkanlığından uzaklaşmak. O nedenle 10 bin adım hedefini oldukça sağlıklı bir alışkanlık olarak değerlendirebiliriz.