151 YILLIK ÜRETİCİ
Biraz da Bahar Yurt’tan bahsedeyim size. Ben kendisini kısa, fakat markasını uzunca bir zamandır tanıyorum. Tahin ve tahin helvası üreten Tatlan’ın kuruluş tarihi ise 1875. Dile kolay 151 yıl... Bahar Hanım eczacılık eğitimi aldıktan sonra aile şirketinin başına geçmiş. Eğitiminin verdiği refleksle ürünlere yalnızca lezzet açısından değil; içerik, üretim süreci ve bilimsel karşılık olarak yaklaşıyor. Susam, susamyağı, tahin, helva... hepsiyle alakalı öyle bilgiler veriyor ki ağzınız açık kalıyor.
Böylesine köklü bir markanın başında olmak müthiş bir şans. Ama bunun yanında da büyük sorumluluk. Fabrikaları Çanakkale Bayramiç’te. Bayramiç eskiden önemli susam üreticisi bölgelerden biriymiş. Maalesef şimdilerde üretim gittikçe azaldığı gibi tarımı yapılan cins de yerli değil. Türkiye uzun yıllardır susamın önemli bir bölümünü Afrika ülkelerinden ithal ediyor. İşçilik maliyetleri, verim, üretim ölçeği ve küresel emtia fiyatları düşünüldüğünde üretici için susam artık eskisi kadar cazip bir ürün değil. Bu nedenle yıllardır özellikle Ege ve Akdeniz’de yetişen yerli susam üretimi giderek azalıyor.
Peki bizim susamlarımız ne oluyor? İşin ilginç tarafı burada başlıyor. Özellikle Japonya gibi yüksek kalite odaklı pazarlarda Türk susamı hâlâ çok değerli kabul ediliyor. Japon mutfağında susam yalnızca yağ üretimi için değil, doğrudan lezzet verici bir ürün olarak kullanılıyor ve bu nedenle tat profili büyük önem taşıyor.
Besin değeri açısından bakıldığında yerli ve ithal susam arasında dramatik farklar yok. Ancak tat tarafında durum değişiyor. Türk susamı özellikle yoğun kavrulmuş fındıksı aroması, yüksek yağ oranı ve ağızda daha uzun kalan karakteristik mineralli bir tada sahip.
Bu noktada önemli bir not daha ekleyeyim. Aldığınız tahinin etiketinde yerel bir bölgemizin adı yazıyor olması yerli susam ile üretildiği anlamına gelmiyor. Hatta etiketin arka kısmını okuduğunuzda çoğunda “ithal susamla üretilmiştir” ibaresini görebilirsiniz.🤫