ANNE OLUNCA HAYAT DURMUYOR
Bir bebeğin ne zaman ağlayacağını ya da acıkacağını kimse bilemez.
Ama nedense herkes, o bebeğin bakımı konusunda fikir sahibidir.
Restoranda olmaz...
Parkta olmaz...
Uçakta olmaz...
Toplantıda hiç olmaz...
Peki nerede olsun?
Kadınlardan beklenen tam da bu aslında.
Çalışsınlar, üretsinler, çocuk sahibi olsunlar ama bebeğin bakımı gerektiğinde ortadan kaybolsunlar.
Geçen hafta önüme düşen iki fotoğraf bu ezberi bozdu.
İlki, AB İklim Konseyi toplantısından... İsveç İklim Bakanı, 3 aylık bebeği Adam ile oturdu müzakere masasına. “Annelik mi kariyer mi?” tartışmasına tek cümlelik bir yanıttı bu: “İkisi de.”
İkincisi, arp sanatçısı Zeynep Öykü’den... 6 aylık kızı Gül Peri ile Sputnik Radyo’da, Okan Aslan’ın konuğu idi.
Allah ayırmasın... Bugüne kadar 1 saatten fazla ayrı kalmamış ana-kız. Öykü nereye Gül Peri oraya...
Romina Pourmokhtari
Programın ortalarına doğru acıktı Peri kız.
E bebek bu... Yayın da dinlemez protokol de...
İzin istedi Zeynep Öykü. Canlı yayında emzirdi kızını.
Müthiş doğal, bir o kadar da samimi bir görüntü çıktı ortaya.
Fakat yine aynı tartışma: “Toplum içinde emzirilir mi?”
Cevap basit: Evet.
Çünkü aç bir bebek saate bakmaz, “Bir emzirme odası bul da gel” demez.
Kaldı ki o meşhur emzirme odalarını bilirsiniz.
Çoğu tuvaletin yanındadır. Kimse tuvaletin yanındaki masada yemek yemeyi tercih etmez ama bir bebeğin öğünü için uygun görülen yer nedense orasıdır.
Dolayısıyla asıl tartışma şu olmalı: Bir bebeğin en temel ihtiyaçlarını karşılamak neden hâlâ başkalarını rahatsız eden bir mesele?
Bir kadın toplantıya da gidecek, canlı yayında da emzirecek. Bebek de o hayatın içinde büyüyecek.
Belki de gözümüzü
anneleri görünmez olmaya zorlayan alışkanlıklarımızdan çekmenin zamanı gelmiş de geçiyordur bile. Ne dersiniz?🤨