A’DAN Z’YE ‘BARIŞMAYI’ OKUMA KILAVUZU
İsviçre’de attıkları imza “barış” gibi gözükse de...
Bombalar, tehditler ve tartışmalar sürüyor.
Bir imza, bir bomba... Bir toplantı, bir tehdit...
Bir gün “anlaşıyoruz”, ertesi gün “havadan vurduk”...
Öyleyse bu nasıl barış?
Okudum, inceledim, araştırdım.
İşte bu tuhaf “barışma”yı okuma kılavuzu:
- NÜKLEER MESELE: Trump yönetimi, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırmak istiyor. Sıkı denetim istiyor. Bir gözlem kurulu istiyor. Tahran açıktan “Hayır” diyor. “Bundan vazgeçmeyeceğim, çünkü amacım barışçıl” diyor.
Kim haklı?
- YAPTIRIMLAR KRİZİ: İran, eğer barış olacaksa “Üzerimdeki ekonomik yaptırımları kaldır” diyor. ABD, “Kaldırırım ama nükleer faaliyetlerden vazgeç” diyor. Tahran ‘vazgeçmem’ diye diretiyor. Bu defa ABD, İran’ın petrol satışlarına yeniden kısıtlama getiriyor.
- DONDURULMUŞ VARLIKLAR: İran, “Madem barışıyoruz. O zaman benim dünya para sisteminde dondurduğun milyarlarımı serbest bırak” diyor. ABD, “Serbest bırakırım ama o paraları nereye harcayacağını kontrol edeceğim” diyor. İran yine aynı cevabı veriyor: “Milli egemenliğim var.” Trump, “O paraları ASD’nin çiftçilerinden alacağın tarım ürünlerine harca” diyor. İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekai, “Ona biz karar veririz” diyor.
Peki kim haklı?
- HÜRMÜZ BOĞAZI TIKANIKLIĞI: Trump, “Hürmüz’ü herkese aç. Serbestçe geçsinler” diyor. Tahran, ”Orası benim karasularım. Egemenlik hakkım var. Hatta trafik ve koruma hizmetleri açısından ücret istiyorum”diyor. Washington masada cevap veriyor: ”Buna yalnız sen karar veremezsin. Çünkü bu Boğaz dünya enerjisi için değerlidir.”
Kim haklı?
- LÜBNAN GERİLİMİ: İsrail ile Hizbullah arasında devam eden gerilim, bombalar, füzeler barışı riske atıyor. İran, “Lübnan kırmızı çizgimdir” diyor. Trump, “Bu seni ilgilendirmez bölgede vekalet savaşları yaratma. Tehdit etme”diyor.
Kim haklı?
ABD-İran barış görüşmelerinin ana başlıklarını ve sıkıntıları yazdım.
Her krizin sonuna da asıl soruyu sordum:
“Kim haklı?”
Elbette herkesin bir cevabı vardır.
Ama ben yine aynı noktaya geliyorum:
Dünya ne yazık ki “haklı için” değil, “güçlü için” dönüyor şu anda.
BM’den NATO’ya bir çaresizlik var.
Umarım Ankara’daki NATO zirvesi yeni bir güvenlik ve barış dönemin başlangıcı olur. 🤔