Bazı aileler, yaşam koşulları nedeniyle evlerinde hayvan besleyemeyebilir. Bu son derece anlaşılır bir durumdur. Ancak hayvan sevgisini öğretmenin tek yolu evcil hayvan sahibi olmak değildir. Hafta sonu bir hayvan barınağını ziyaret etmek, sokak hayvanları için mama bırakmak, okulda düzenlenen sosyal sorumluluk projelerine katılmak, çocuklarla birlikte kuşlar için su kapları hazırlamak ya da doğa yürüyüşlerinde canlıları gözlemlemek de aynı eğitimin önemli parçalarıdır. Çocuklar söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı örnek alırlar. Biz trafikte yaralı bir hayvan gördüğümüzde yardım etmek için duruyorsak, yazın kavurucu sıcaklarında kapımızın önüne bir kap su koyuyorsak ya da bir sokak hayvanını sevgiyle karşılıyorsak çocuklarımız da bunu hayatın doğal bir davranışı olarak benimser. Merhamet, kitaplardan öğrenilen bir bilgi değildir. Gözlemle, örnekle ve deneyimle kazanılır.
Ne yazık ki son yıllarda zaman zaman hayvanlara yönelik şiddet haberleriyle karşılaşıyoruz. Bu olaylar hepimizi derinden üzüyor. Oysa şiddetin önlenmesi yalnızca cezalarla değil, çocuklukta verilen değer eğitimiyle mümkündür. Bir canlıya zarar vermeyi normal görmeyen çocuklar, büyüdüklerinde insanlara karşı da daha saygılı, daha vicdanlı ve daha duyarlı bireyler oluyor. Toplumların gerçek gelişmişlik seviyesi yalnızca ekonomik göstergelerle ölçülmez. Çocuklarına hangi değerleri kazandırdığıyla da ölçülür. Merhamet, vicdan ve yaşam hakkına saygı; güçlü toplumların ortak özellikleridir.
Belki de geleceği değiştirecek büyük adımlar sandığımız kadar büyük değildir. Belki her şey bir çocuğun parkta karşılaştığı yaralı bir serçeye uzattığı ellerle başlar. Belki bir sokak köpeğine verilen bir kap suyla... Belki de okul çıkışında annesiyle birlikte mama bıraktığı birkaç kediyle... Çünkü o küçük davranışlar yalnızca bir hayvanın hayatını değiştirmez. O davranışlar, çocuğun karakterini de şekillendirir. Biz çocuklarımıza iyi bir kariyer bırakabiliriz, iyi bir eğitim aldırabiliriz, hatta maddi olarak güçlü bir gelecek hazırlayabiliriz. Ancak bunların hiçbiri, vicdanı güçlü bir kalbin yerini tutamaz. Bugün çocuklarımıza verebileceğimiz en değerli miras belki de tam olarak budur: Her canlının yaşam hakkına saygı duyan, farklı olana korkuyla değil sevgiyle yaklaşan, güçsüzü koruyan ve iyiliği hayatının merkezine koyan bir karakter. Çünkü dünya, yalnızca daha zeki insanlara değil; daha merhametli insanlara da ihtiyaç duyuyor. Ve bazen bir çocuğun hayatındaki en büyük öğretmen, konuşamayan ama sevgisini en saf hâliyle gösterebilen küçük bir dost oluyor.🤨