Her büyüme başarı değildir
BİZ ekonomi gazetecilerinin şirket basın toplantılarında ilk sorduğu sorulardan biridir: “Geçen yıl ne kadar büyüdünüz, bu yıl ne kadar büyüme hedefliyorsunuz...”
Bir şirketin başarılı olup olmadığını anlamak için çoğumuzun ilk baktığı rakam ciro olur. Satışlar artmış mı, kâr yükselmiş mi, hisse fiyatı ne kadar prim yapmış vs. Peki bunlar tek başına başarıyı anlatmak için yeterli mi?
Şirketler için büyümek sadece bir “başarı” göstergesi değil, aynı zamanda sert piyasa koşullarında hayatta kalma mücadelesinin en temel parçalarından biridir. Hani derler ya.. “Büyümeyen şirket küçülür ve yok olur...” Tersten gidersek büyüyen şirketler sürekli var olur... Oysa hem tarihten örnekler hem de dünya ekonomi dünyasındaki beklentiler şirketler için asıl meselenin büyümek değil değer yaratabilmek olduğunu ortaya koyuyor.
Geçtiğimiz hafta bana ulaşan, Bain & Company’nin “Sustained Value Creation 2026” araştırması iş dünyasının belki de en zor sınavını ortaya koyuyor. Dünyanın en büyük 2 bin halka açık şirketi inceleniyor ve şirketlerden iki şeyi aynı anda başarmaları bekleniyor.
Birincisi; sermaye maliyetinin üzerinde getiri üretmeleri.
İkincisi; gelirlerini enflasyonun üzerinde büyütmeleri.
Üstelik bunu bir yıl değil, yıllar boyunca sürdürebilmeleri...
Sonuç oldukça çarpıcı.
2025 yılında şirketlerin yüzde 39’u bu iki şartı aynı anda sağlayabilmiş. Ancak son 10 yılın en az 8’inde bunu başarabilenlerin oranı sadece yüzde 10. On yıl boyunca hiç fire vermeden aynı performansı gösterebilenlerin oranı ise binde 4.
Demek ki iş dünyasında asıl marifet büyümek değil; istikrarlı biçimde değer üretmek.
Araştırmanın yatırımcı açısından verdiği mesaj da çok net. Sürdürülebilir değer yaratan şirketlerin son 10 yıldaki ortalama yıllık hissedar getirisi yüzde 16. Diğer şirketlerde ise bu oran yüzde 8’de kalıyor. Yani piyasa, uzun vadede istikrarlı performansı iki kat daha fazla ödüllendiriyor.🤨