AYNI ANDA ÜÇ AYRI ZİRVE
- Ankara’da ilk akşam ilginç bir diplomasi trafiği yaşanacak. Saatler ilerledikçe aynı anda üç farklı üst düzey toplantı gerçekleştirilecek.
İlk çalışma yemeği, NATO-Ukrayna Konseyi formatında dışişleri bakanlarını bir araya getirecek. İkinci çalışma yemeğinde ise savunma bakanları, Asya-Pasifik Dörtlüsü olarak bilinen Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda temsilcileriyle buluşacak. Üçüncü organizasyon ise liderler düzeyinde gerçekleştirilecek resepsiyon olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek bu davet, diplomatik protokol açısından önemli olduğu kadar gayriresmî temaslar açısından da dikkat çekiyor. NATO liderlerinin yanı sıra Ukrayna Cumhurbaşkanı, Avrupa Birliği kurumlarının başkanları ve Asya-Pasifik ortaklarının liderleri de resepsiyona davetli. Uluslararası zirvelerde çoğu zaman en kritik temaslar resmî toplantı salonlarında değil, işte bu tür gayriresmî ortamlarda gerçekleşir. Kısa sohbetler, ayaküstü değerlendirmeler bazen aylar süren diplomatik müzakerelerin önünü açabilir.
BUNDAN SONRA NE OLACAK ?
7 Temmuz sabahı Ankara’ya peş peşe devlet başkanlarını taşıyan uçaklar inmeye başladığında dünyanın dikkati Ankara’ya çevrilecek. Televizyon ekranlarında liderlerin tokalaşmaları, aile fotoğrafı ve zirve salonundan ilk görüntüler yer alacak. Ancak Ankara’da yaşanacak asıl değişim objektiflerin göremediği masalarda şekillenecek. Çünkü bu zirve yalnızca iki günlük diplomatik bir buluşma değil. 1949’da kurulan NATO’nun, değişen dünyanın şartlarına göre kendisini yeniden tanımlama çabası. Ve Türkiye açısından da sadece başarılı bir ev sahipliği değil; jeopolitiği, savunma sanayii, diplomatik ağırlığı ve bölgesel rolüyle yeni güvenlik mimarisinin kurucu aktörlerinden biri olduğunu gösterme fırsatı. Peki bundan sonra ne olacak?
- Uluslararası güvenlik açısından asıl önemli süreç, zirvenin bittiği gün başlayacak. Çünkü Ankara’da alınacak kararların büyük bölümü hemen uygulanmayacak. Asıl değişim önümüzdeki beş ila on yıllık dönemde görülecek.
- Cevap bekleyen en önemli soru ise; Avrupa gerçekten silahlanabilecek mi? Avrupalı müttefikler yıllardır savunma harcamalarını artıracaklarını söylüyor. Ancak savunma yalnızca bütçeden ibaret değil. Fabrikalar kurulması gerekiyor. Yeni üretim hatları açılması gerekiyor. Mühimmat stoklarının büyütülmesi gerekiyor. Elektronik harp sistemleri geliştirilmeli. Hava savunma ağları genişletilmeli.
ABD’NİN ROLÜ NASIL DEĞİŞECEK?
- Ankara’dan sonra en fazla tartışılacak başlıklardan biri de bu olacak. Washington artık Avrupa’nın güvenliğinden tamamen çekilmeyi planlamıyor. Ancak Avrupa’nın güvenliğinin tek yüklenicisi olmak da istemiyor.
- Bu nedenle yeni dönemde ABD’nin stratejik liderliği sürecek. Ancak Avrupa daha fazla asker, daha fazla yatırım, daha fazla üretim, daha fazla sorumluluk üstlenecek.🤫