“Sanal gerçeklik, gerçekliğin bir temsilidir”
- Sinemada bu duyguyu yakalamak zor sanırım. Teknoloji bizi gerçek dünyadan uzaklaştırırken, doğru kullanıldığında ona yeniden yaklaştırıyor diyebilir miyiz?
Sanal gerçekliği de gerçekliğin bir temsili olarak düşünebiliriz. Sinemada gerçeklik iki boyutlu bir perdeye ve kadraja indirgenirken, sanal gerçeklikte bu indirgenme ortadan kalkıyor; üç boyutlu, etrafınızı saran bir görüntü ve bir mekânda bulunup hareket edebilme imkânı sunuyor. Sinemaya kıyasla farklı olanaklara sahip bir temsil biçimi.
Asıl soru şu: Bu teknolojiyle nasıl yeni temsiller yaratabiliriz? Dünyayı anlamak ve kavramsallaştırmak için bize hangi yeni araçları sunabilir? Daha önce kuramadığımız ne tür düşüncelerin önünü açabilir?
“Günümüzde var olma biçimi bir doomscroll hali”
- Sizce bugün yalnızca sanal gerçeklikte değil, gündelik hayatımızda da hepimiz böyle bölünmüş bir varoluş mu yaşıyoruz?
Telefonunuzu nasıl kullandığınızı düşünün. Hiçbir zaman tek bir mekânda ve zamanda değilsiniz. Hem buradasınız hem de birisi size mesaj attığında, aklınızda bir odada onunla konuşuyor oluyorsunuz; ya da bir an sıkılıp da sosyal medyaya baktığınızda, bambaşka hisler, bilgiler aklınıza musallat oluyor. Doomscroll tabiri mesela... bilincinizi askıya alacak şekilde sosyal medya timeline’larında gezindiğiniz, binlerce farklı kaynak, zaman ve mekândan içerikleri üst üste gördüğünüz bir durum. Şu an günümüzde var olma biçimi de böyle bir ‘doomscroll’ hali. Aklın ve kalbin aynı anda pek çok farklı dünyada olduğu, başkalarıyla doğru düzgün aynı gerçeklikte denk gelemediğimiz bir dünya.🤨