RUSYA’NIN ‘HAV DOLPHIN’ ADLI TANKER GEMİSİ DE OLAYLARLA İLİŞKİLENDİRİLİYOR! ÖZELLİĞİ NEDİR?
Raporun en tartışmalı iddialarından biri, Rusya’nın yaptırımlardan kaçınmak için kullandığı petrol tankerleri ağının, aynı zamanda İHA operasyonları için mobil platformlar olarak kullanıldığı yönünde. Özellikle Rusya’nın ‘Hav Dolphin’ adlı tanker gemisinin birçok olayla ilişkilendirildiği ileri sürülüyor.
Geminin, 2024 ile 2025 yıllarında Almanya ve Hollanda’daki askerî tesisler üzerinde görülen İHA faaliyetleriyle bağlantılı olabileceği, hatta gece saatlerinde uzun menzilli İHA’ların bu gemiden havalanmış olabileceği iddia edildi.
Ayrıca Aralık 2025’te Fransız denizaltı üssü yakınlarında gerçekleştiği öne sürülen bir İHA olayında da aynı geminin bölgede bulunduğu, buna ek olarak başka yaptırım altındaki Rus gemilerinin de operasyon alanına yakın konumlandığı belirtildi. Uzmanlar, bu platformların ‘STC Orlan-10’ benzeri uzun menzilli, çok amaçlı İHA sistemlerini taşıyabilecek kapasitede olabileceğini öne sürüyor. Bu İHA’ların 300 kilometreyi aşan menzilleri sayesinde deniz platformlarından kalkış yaparak NATO hava sahasında keşif faaliyetleri yürütebileceği değerlendiriliyor.
‘RUSYA BURADA BİR HİBRİT SAVAŞ STRATEJİSİ KULLANIYOR DİYEBİLİRİZ’
Peki, Rusya açısından bu tabloyu taktiksel bir gözetleme ve caydırma faaliyeti mi, klasik bir istihbarat faaliyeti mi yoksa giderek kurumsallaşan bir ‘hibrit savaş’ stratejisinin parçası olarak mı değerlendirmek gerekiyor?
İstanbul Aydın Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Murat Jane, bu soruma 2014 sonrası Kırım’ın ilhak süreciyle birlikte uluslararası sistemde yeniden gündeme gelen ‘ikinci soğuk savaş’ tartışmalarını değinerek, şu şekilde cevapladı:
“Kırım ilhak sürecinden sonra uluslararası sistemde ikinci soğuk savaş tartışmaları başlamıştı. Birinci Soğuk Savaş ile günümüzdeki olası ikinci Soğuk Savaş arasında hem benzerlikler hem de önemli farklılıklar bulunuyor. Özellikle bu iddiaların ortaya çıkması Soğuk Savaş’ta Sovyetler Birliği ve ABD’nin birbirlerinin sınırlarını ve sinirlerini test etme çabalarını andırıyor.”
Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki son gelişmelere de işaret eden Dr. Jane, çatışmanın tırmanma eğiliminde olduğunu belirterek, “Son dönemde Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tırmanmaya başladığını ve her iki tarafın da önemli saldırılar yaptığını görüyoruz. Ancak genel olarak bu iddiaları Rusya açısından yorumlayacak olursak Putin kesinlikle bir hibrit savaş stratejisi kullanıyor diyebiliriz. Yaptırımları arka kapıdan aşarak savaş ekonomisini yeniden canlandırmaya çalışıyor. Bilindiği üzere İran ve Rusya üzerinde çok ciddi yaptırımlar var; hem ABD hem de Batılı devletler tarafından uygulanan yaptırımlar söz konusu” ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda Rusya’nın NATO ve Avrupa ülkelerinin kapasitesini test etmeye çalıştığını da söyleyen Dr. Jane, “Soğuk Savaş refleksiyle birlikte düşmanın sınırlarını ve sinirlerini test etme konusunda Avrupalı devletlerin ve özellikle NATO üyesi ülkelerin Ukrayna’ya yardım edebilme kapasitelerini ölçmeye çalışıyor” dedi.
Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesine de değinen uzman isim, Rusya’nın hem ekonomik yaptırımları aşma hem de savaş ekonomisini güçlendirme çabasında olduğunu belirterek, “Avrupalı devletlerin etkisini test ederek NATO’nun kapasitesini de sınamaya çalışıyor” değerlendirmesini yaptı.
15 AY BOYUNCA FARK EDİLMEDİ Mİ?
IISS değerlendirmelerinde, söz konusu faaliyetlerin rastlantısal olaylar zinciri olarak açıklanamayacağı, aksine uzun süreli ve organize bir stratejinin parçası olduğu savunuluyor. Raporda yer alan analizlerde, Rusya’nın 2022’de başlayan Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’daki istihbarat ağının büyük ölçüde zayıfladığı, çok sayıda diplomatik personelin sınır dışı edilmesinin Moskova’yı alternatif yöntemlere yönelttiği ifade ediliyor.
Bu kapsamda İHA’ların, klasik istihbarat yöntemlerinin yerine ‘düşük riskli ancak yüksek etkili’ bir gözetleme aracı olarak kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor. Yine Telegraph’ta yer alan haberde IISS’ten kıdemli güvenlik uzmanı Charlie Edwards, raporda yer alan değerlendirmelerinde, 15 ay boyunca 13 ülkeye yayılan benzer olay örüntüsünün tesadüf olarak açıklanamayacağını belirtti.
Edwards’a göre bu durum, NATO’nun hava savunma sistemlerinin sürekli olarak test edildiği ve müttefik ülkelerin ortak bir yanıt üretme kapasitesinin sınandığı bir tablo ortaya koyuyor. Uzman, mevcut durumun askerî kabiliyet ile siyasi karar alma iradesi arasındaki farkı da açığa çıkardığını ifade etti.🤨