Film Katharine’in gölde yüzerken gökyüzüne bakıp kimi takımyıldızların ismini söylemesiyle açılıyor. Bu bana özgürlük üzerine bir metafor gibi geldi, ayrıca ilerleyen bölümlerde de ana karakterin vurguladığı, evrendeki varlığımızın basitliği ve genel tablo içindeki özgül ağırsızlığımız (!) üzerine ilk uyarılar niteliğindeydi. Sonrasında ailenin muhafazakâr çabaları ve hedefleri arasında Katharine’in yüreğinin götürdüğü yere kadar gitme mücadelesini izliyoruz. William Rodney kararlı ve gözüpek Katharine için doğru bir seçenek değil elbet ama genç kadın etraftaki baskıları dindirmek adına nihayete ermeyeceği belli bir nişanlılık sürecine giriyor. Bu sırada ailede kendine fikren en yakın konumdaki kişi kuzeni Cyril ve filmin dikkat çekici sahnelerinden birinde ikili İngiliz Astronomi Derneği’nin toplantısına katılıyor.
Katharine orada erkekler hegemonyasının aralarına kadın almamak uğruna ne denli çırpındıklarını gözlemliyor. Süreç içinde genç kadın kendisi gibilerin soluklanma alanı buldukları, süfrajet geleneğinden gelen bir grup aktivistin arasına giriyor, broşür basma gibi işlerine yardımcı oluyor, kadınların oy hakkı mücadelesine katılıyor. Bu aşamada ona en büyük destek Mary Datchet’tan geliyor (bu karakter Virgina Woolf’un genel olarak eserlerinde çizmeye çalıştığı ‘ideal kadın’ın tezahürü olarak kabul ediliyor).🤨