‘Benim kuzeyyıldızım’
Öykünün bir başka odak noktası Ralph Denham. Annesinin kaleme aldığı biyografinin editörü olan Ralph’in göründüğü ilk sahneden itibaren Katharine için tek seçenek olduğunu anlarız. Nitekim gidişat bu yönde ilerler ama bence filmin en zayıf yanlarından biri burasıydı. Nişanlandığı William Rodney’nin şaşkın ve beceriksiz kompozisyonunun yanında Ralph Denham hem özgürlükten, hem edebiyattan hem de (sanki) kadın ruhundan en çok anlayan kişiydi ve Katharine’in ona ilgi duyması normaldi. Film Ralph karakterini romantik bir kargaşa yaratmak için sahaya sürmüş fakat yeterince verim alamamış bir görüntü sunuyor. İkilinin ilişkileri aşktan ziyade tecrübeli bir kişiliğin ayakları yere basmakta zorlanan gence desteğinden öteye çok da gitmiyordu.
Filmin doruk noktasıysa bence aile yemeğinde babasının oğlu Cyril’ın cinsel yönelimine ilişkin yaptığı konuşma... Yönetmen Ghavari bu sahnelerde etkileyici anlar yakalamış. Oyunculara gelince... Katharine rolünde Haley Bennett filmin ana damarı konumunda. Hafiften Jennifer Lawrence havası yayan oyuncu, kendisine dayatılan hayat biçimine isyan eden karakterini son derece inandırıcı kılmış. Timothy Spall baba figüründe oldukça başarılıydı. Ralph Denham’da Elyas M’Barek, annede Jennifer Saunders, William Rodney’de Jack Whitehall karşımıza geliyor. Öyküde hüznün ve acının adresi olarak da öne çıkan ve Katharine’in ‘Benim kuzeyyıldızım’ olarak tarif ettiği kuzen Kuzen Cyril’da (romanda iki çocuğu olan heteroseksüel bir erkekken filmde eşcinsel bir karaktere dönüştürülmüş) Misia Butler ve Mary Danchet’te Lily Allen dikkat çekici performansları sunan isimlerdendi.
Cinsiyet ayrımcılığının tarihsel kodlarında gezinen, kadının özgürlüğüne ilişkin dertleri ve kat ettiği mesafeleri aktarmaya çalışan filmi kaçırmayın derim.