PUTİN’İN MESAJI
Türkiye’nin en dikkat çeken özelliklerinden biri uluslar arası krizlerde tüm aktörlerle konuşabilen tek ülke olması. NATO Zirvesi’nden önce Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rusya’ya yaptığı ziyaret dikkat çekmişti; özellikle de Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesi. Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajını iletmişti. Trump-Erdoğan görüşmesine belli ki Rusya’dan gelen mesaj da damgasını vuracak.
SURİYE VE ENTEGRASYON
ABD Başkanı zirve çerçevesinde Suriye Devlet Başkanı ile de ikili bir görüşme yapacak. O görüşme öncesinde Suriye meselesi de Trump-Erdoğan görüşme başlıklarından biri. Suriye’nin Şara yönetimindeki mevcut haline gelmesine “Türkiye ve ABD’nin ortak çalışması sayesinde ulaşıldığını” hatırlatacak olan Ankara, hem Suriye genelinde hem de SDG’nin entagrasyon sürecinde bu ortaklığın sürmesinin önemine dikkat çekecek.
İkili ve heyetler arası görüşmelerde NATO’da kolektif savunma ve savunma harcamalarının artırılması ile külfet paylaşımı da gündemde olacak. Ankara, NATO’nun bir bütün olarak kalmasının önemli olduğunu düşünüyor. Bu kapsamda Trump’ın külfet paylaşımı anlayışını da savunuyor. Bir yandan Avrupalılarla bu konuda görüşmeler yürütüyor. Trump’a bir yandan Avrupalılarla yapılan bu görüşmeler anlatılacak ve külfet paylaşımına verilen destek anlatılacak. Diğer yandan ise Avrupa’nın Türkiye’yi dışlayan bir güvenlik şemsiyesi oluşturmaması gerektiği söylenecek.
NETANYAHU’YA FREN
Türkiye, “Bölge ülkelerinin bölge sorunlarını çözmesi” tezini hayata geçirmişti. Trump’a bu konuda verilmesi beklenen mesaj ise şöyle; Bölgede istikrar için birçok ülke bir arada çalışıyor. Bu istikrarın önündeki engel Netanyahu hükümeti. Bu fırsat önemli, bölge istikrarı Netanyahu’nun çıkarlarına kurban edilmesin.
BİTİRİRKEN...
İki liderin görüşme başında tıpkı Beyaz Saray’da olduğu gibi gazetecileri içeri alarak kısa açıklama yapabileceği ve soruları yanıtlayabileceği belirtiliyor. Zirvenin ardından ise her iki lider ayrı ayrı kürsüde olacak. Türkiye açısından zirve kadar Trump-Erdoğan görüşmesinden çıkacak sonuçlar dikkatle takip edilecek. Gelelim ne olur sorusunun yanıtına... Buna farklı senaryolarla yanıt veririz ama bence en gerçekçi senaryo şöyle olabilir;
◊ CAATSA için takvimlendirilmiş bir süreç başlar.
◊ F-16 modernizasyonunda hızlanma olur.
◊ KAAN motorlarında yönetim iradesi korunur, 9 Temmuz tarihi sorunsuz atlatılır.
◊ F-35 için hemen dönüş değil, teknik ve hukuki inceleme mekanizması kurulur.
◊ NATO deklarasyonunda Türkiye’nin rolü güçlü biçimde vurgulanır.
Trump’ın Ankara’ya “hediye paketi” ile gelip gelmediği Amerikan basınının sevdiği bir başlık olabilir. Ama Türkiye açısından mesele hediye değil. Mesele hak edilen savunma sanayi işbirliğinin, müttefiklik hukukuna uygun biçimde yeniden kurulmasıdır. Türkiye, F-35 programına para yatırmış, parça üretmiş, pilot eğitmiş bir ülke. Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordularından birine sahip. Türkiye, Karadeniz’de, Suriye’de, Irak’ta, Doğu Akdeniz’de, Kafkasya’da ve Ortadoğu’da masada olmayan hiçbir denklemin tamamlanamayacağı bir ülke. Bu nedenle Ankara’daki zirve bir fotoğraf karesi değildir. Bu zirve, Türkiye’nin yeni güvenlik mimarisindeki yerinin yeniden tarif edildiği bir dönemeç olabilir.
Son olarak diplomaside bazen en önemli kazanım kilitli kapının açılmasıdır. Trump ziyaretinin başarısı, açıklanacak cümlelerde değil; CAATSA, F-16, F-35 ve KAAN dosyalarında önümüzdeki aylarda atılacak somut adımlarda görülecek.