SAVUNMA HATTI SERTLEŞİYOR
NATO’nun savunma harcamalarını artırma ve savunma sanayii üretimini büyütme hedefleri, Ankara zirvesinin en önemli gündemlerinden biri. İttifak içinde askeri kapasitenin genişletilmesi yönündeki adımlar, Moskova tarafından dikkatle izleniyor.
Işılak’a göre Rusya bu başlığı yalnızca caydırıcılık mesajı olarak görmüyor. NATO’nun savunma harcamalarını artırması, askeri üretimi büyütmesi ve Doğu Avrupa’daki varlığını güçlendirmesi, Moskova açısından tırmandırıcı bir tablo oluşturuyor.
Işılak, “Kolektif ittifakın savunmaya ayırmış olduğu harcamalar, Moskova açısından güvenlik tehdidi kavramı çerçevesinde ele alınmaktadır” ifadelerini kullandı.
Polonya’nın Doğu Kalkanı Projesi, Baltık bölgesindeki askeri tatbikatlar, insansız hava araçlarına yönelik yeni savunma planları, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımıyla Arktik bölgede değişen askeri denge, Rusya’nın tehdit algısını büyüten başlıklar arasında yer alıyor.
Işılak’a göre son dönemde hayata geçirilen projeler ve tatbikatlar, Rusya tarafından savaş hazırlığı olarak algılanıyor. Bu nedenle Ankara zirvesinden çıkacak savunma mesajları, Moskova’da yalnızca bütçe ya da kapasite artışı olarak değil, Rusya’nın yakın çevresinde yeni bir baskı hattı oluşturulması şeklinde okunuyor.
UKRAYNA DOSYASI MASADA
Zirvenin en hassas başlıklarından biri Ukrayna’ya verilecek askeri destek. Işılak’a göre Ankara’daki toplantıda Ukrayna’ya yönelik destek taahhütlerinin güçlendirilmesi Rusya açısından sürpriz olmayacak. Ancak Moskova’nın vereceği yanıt, desteğin kapsamına ve niteliğine göre şekillenecek.
Işılak, “Ukrayna’ya yönelik askeri destek taahhütlerinin ne tür düzeyde olacağı henüz bilinmemektedir. Zirvede askeri destek taahhüdü çıkarsa da bu Rusya açısından sürpriz olmayacaktır” dedi.
İlk aşamada Rusya’nın diplomatik söylemini sertleştirmesi beklenebilir. Moskova, NATO’nun Ukrayna’daki savaşa daha doğrudan müdahil olduğu iddiasını daha güçlü biçimde gündeme taşıyabilir. Bu söylem, Rus iç kamuoyunda NATO’nun “düşmanca” politika izlediği görüşünü besleyecektir.
Daha ileri bir senaryoda ise Rusya’nın cephede baskıyı artırması ihtimal dahilinde görülüyor. Işılak’a göre özellikle Ukrayna’nın savunma altyapısı, enerji tesisleri ve lojistik hatlarına yönelik saldırıların yoğunlaşması, Moskova’nın NATO’ya sahadan mesaj verme yolu olarak değerlendirilebilir.
Işılak, NATO’nun uzun menzilli sistemler ve daha görünür askeri destek adımları atması halinde hibrit hamlelerin de gündeme gelebileceğini belirtiyor. Ancak Rusya ile NATO’nun doğrudan konvansiyonel bir çatışmaya girmesi mevcut koşullarda beklenen bir senaryo olarak görülmüyor.
ANKARA DENGESİ
Ankara’daki zirve, NATO açısından Rusya’ya karşı birlik mesajı verme, Ukrayna’ya desteği sürdürme ve Avrupa güvenliğinde yeni savunma kapasitesi oluşturma toplantısı olarak öne çıkıyor. Moskova açısından ise zirve, Batı ittifakının Rusya’ya yönelik uzun vadeli stratejisinin hangi yöne evrildiğini gösteren kritik bir gösterge niteliği taşıyor.
Türkiye’nin ev sahipliği ise bu tabloya farklı bir boyut kazandırıyor. Işılak’a göre Rusya, Türkiye’nin NATO içindeki ağırlığının arttığını kabul ediyor. Ancak Ankara’yı dış baskılara direnebilen, bölgesel gücü olan ve kendi çıkarlarını merkeze alabilen bir ülke olarak görmeye devam ediyor.
Bu nedenle Ankara zirvesi, yalnızca NATO-Rusya hattındaki gerilimin değil, Türkiye’nin ittifak içindeki özel konumunun da yeniden test edildiği bir toplantıya dönüşmüş durumda. Moskova’nın gözünde Türkiye, NATO masasındaki varlığına rağmen hâlâ “bağımsız aktör” ve “dengeleyici güç” olarak okunuyor.🤨