Bilincin biyolojik bedene ihtiyacı var mı?
Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Eric Schwitzgebel ve Lizbon Üniversitesi’nden Dr. Jeremy Pober’in yeni makalesi ilginç bir soru soruyor: Bilincin oluşması için biyolojik bir bedene ihtiyaç var mı?
Dünya’nın evrenin merkezi sanıldığı yüzyıllarda yaşayanlar için belki de varoluşsal meseleleri anlamlandırmak daha kolaydı. Berrak bir gecenin karanlığında gökyüzüne bakınca, feylesofun o an düşündüklerini düşünmeye başka kimsenin aklı ermiyor olmalıydı. Kâinatın merkezinde kendilerine muhteşem bir gezegen tahsis edilmiş varlıklar için evrendeki en akıllı canlı olduğunu sanmanın dayanılmaz bir hafifliği olsa gerek.
Ta ki Kopernik denen ‘hain’ ortaya çıkana dek! Yüzyıllar sonra astronominin babası namıyla anılacak Nicolaus Copernicus çığır açan hesaplamalarıyla Dünya’nın değil, Güneş’in evrenin merkezinde olabileceğini ortaya koydu. Daha sonra Harlow Shapley, Samanyolu Galaksisi’nin merkezde olması gerektiğini hesapladı ve koca medeniyeti biraz daha kenara itilmiş halde bıraktı. Edwin Hubble ise Samanyolu’nun da merkezde olmadığını, hatta evrenin bir merkezi bile olmadığını keşfederek insanlık gururuna son darbeyi vurdu. O güne kadar Tanrı’nın gözbebeği olduğuna inanan o çok özel varlık, aslında akıl almaz bir sonsuzluğun içinde küçücükten bile küçük bir şeydi.🤫 🫣