Şampanya yasağı
Öğrendiğim kadarıyla sporcuların konsantrasyonunun bozulmaması için tribünlerde oyun esnasında şampanya patlatmak yasaklanmış.
Keza bu yüzden oyun biter bitmez ardı ardına şampanyalar patladı.
Bir diğer ilginç gözlemim ise kortun kenarlarındaki, oyuncuların servis hızını ölçen ekranlardı.
Kimi zaman saatte 170 km’nin bile üstünde bir hızla servis atan oyuncuların her bir hareketi ölçümleniyordu.
Esas dikkatimi çeken, turnuvadaki tüm güvenliğin polisler değil, ordu mensuplarınca sağlanıyor oluşuydu.
Meğerse 1945’te II. Dünya Savaşı’nın sonuna doğru Wimbledon şehri bombalanmış.
1877’den beri devam eden turnuvaya ara verilmesi planlanırken İngiliz ordusu turnuvaya sahip çıkarak buranın güvenliğini sağlayacağını ve bu tarihi müsabakanın devam etmesi gerektiğini belirterek adeta “Show must go on” (Şov devam etmeli) demiş.
İşte o zamandan bu zamana, ordunun bu alandaki kararlılığına atıfta bulunan bir nitelikte turnuvanın güvenliğini halen hem deniz, hem kara hem de jandarma kuvvetlerinden geleneksel üniformalar giymiş ordu mensupları sağlamakta.
Kısacası Wimbledon anekdotlarla dolu ve her şart altında kesinlikle deneyimlenmesi gereken bir turnuva.🤫