Hürmüz krizi Türkiye’yi nasıl etkileyecek
DURUM ciddiyetini koruyor.
13 Temmuz 2026 itibarıyla Hürmüz’den geçişler fiilen çok ciddi biçimde yavaşladı. Kpler verilerine göre pazar günü boğazdan yalnızca altı petrol gemisi geçebildi. LNG tankerleri ise haftasonu hiç geçiş gerçekleştiremedi. Brent petrol dün yaklaşık yüzde 5 yükselerek 80 dolara dayandı. Reuters verilerine göre savaş riski sigorta primleri de gemi değerinin yüzde 2’sinden yüzde 3’üne çıktı. Piyasa oyuncuları, gerilimin sürmesi halinde bu oranın yeniden yüzde 5 seviyesine ulaşabileceğini konuşuyor.
Daha önceki yazılarımda da dikkat çekmiştim: Hürmüz’den normal koşullarda günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü geçiyordu. Bu, dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri demek. Ayrıca 2025’te boğazdan 110 milyar metreküpten fazla LNG geçti. Katar LNG ihracatının yüzde 93’ü, Birleşik Arap Emirlikleri LNG ihracatının yüzde 96’sı bu güzergâha bağımlı. Petrolün bir bölümü boru hatlarıyla çevrilebilirken Katar LNG’sinin aynı ölçekte kullanılabilecek alternatif bir çıkış yolu bulunmuyor.
Her ne kadar yanı başımızda gibi görünse de Türkiye’nin Hürmüz’den geçen petrolle doğrudan bir bağı yok. Ancak Hürmüz’ün kapalı kalması petrol başta olmak üzere tüm emtia fiyatlarını, tedarik zincirini ve nihayetinde hizmetten sanayiye kadar hemen her alandaki maliyetleri etkiliyor. Türkiye Hürmüz’den petrol almıyor olabilir ama Hürmüz’de oluşan fiyatlardan kaçamıyor.
Önümüzdeki kritik soru şu:
Hürmüz kapalı kalmaya devam eder, petrol fiyatlarındaki yükseliş kalıcı olursa Türkiye’yi neler bekliyor?
10 DOLAR CARİ AÇIĞI ARTIRIR
TÜRKİYE Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yaptığı hesaplamaya göre, petrol fiyatındaki kalıcı her 10 dolarlık artış, takip eden 12 ayda cari açığı yaklaşık 2.6 milyar dolar büyütüyor.
Geçtiğimiz günlerde Anadolu Ajansı’nın yayımladığı verilere göre, Türkiye’nin enerji ithalat faturası mayıs ayında yıllık yüzde 43.4 artarak 6.11 milyar dolara ulaştı. Bu artış, Hürmüz’de yeni gerilim başlamadan önce bile enerji fiyatlarının dış denge üzerindeki baskısının ne kadar hızlı büyüdüğünü gösteriyor.
Petrol 80 dolardan 100 dolara yerleşirse Türkiye’nin yıllık cari açık hesabında yaklaşık 5 milyar dolarlık yeni bir delik oluşabilir. Fiyatın 120 dolara çıkıp o seviyelerde kalması halinde ise bu yük 10 milyar dolara yaklaşabilir.