SEBZE MEYVE BİLE ETKİLENİYOR
CARİ açık ve enflasyon işin makro tarafı. Vatandaşın cebine yansıyan taraf ise akaryakıt fiyatları. Artış yalnızca otomobil sahiplerini ilgilendirmiyor; market rafındaki üründen fabrika maliyetlerine kadar bütün zinciri etkiliyor. Ayrıca LNG fiyatlarındaki yükseliş elektrik maliyetlerini, doğalgaz fiyatlarını ve gübre üretimini de etkiliyor. Bugün Hürmüz’de yaşanan bir aksamanın etkisi birkaç ay sonra sofradaki ekmeğin, sebzenin ve meyvenin fiyatında hissedilebiliyor.
TÜRKİYE’NİN ELİNİ GÜÇLENDİREN AVANTAJLAR
HÜRMÜZ odaklı tablo karamsar olsa da Türkiye geçmiş krizlere göre daha hazırlıklı. Enerji tedariki artık tek bir ülkeye bağlı değil. Rusya, Irak, Azerbaycan, Kazakistan ve farklı LNG kaynakları sayesinde çeşitlilik arttı. Karadeniz gazı ve son yıllarda artan yerli petrol üretimi dışa bağımlılığı kademeli olarak azaltıyor.
Bir diğer önemli avantaj ise Ceyhan. Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı’nın yeniden tam kapasiteyle çalışması, böylesine kritik dönemlerde Türkiye’nin elini güçlendirecek stratejik bir unsur olabilir. Ancak bütün bunlar küresel fiyat artışlarını ortadan kaldırmıyor. Petrol hangi ülkeden gelirse gelsin, dünya fiyatı yükseldiğinde Türkiye de aynı faturayla karşılaşıyor.
Sonuç olarak Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar artık yalnızca enerji piyasalarının sorunu değil. Dünya ekonomisinin nabzı bu dar su yolunda atıyor. Türkiye’nin tankerleri Hürmüz’den geçmeyebilir ama cari açığı, enflasyonu ve üretim maliyetleri Hürmüz’deki her gelişmeden etkileniyor. Bugün asıl soru petrolün 100 doları görüp görmeyeceği değil; bu belirsizliğin ne kadar süreceği. Çünkü süre uzadıkça Türkiye’nin ödeyeceği ekonomik fatura da büyüyor.🤨