İlber Ortaylı’nın mirası tartışması... Satılanlar ‘anılar’ değil objeler
Habertürk yazarı Oray Eğin’in, merhum tarihçi İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı’nın babasına ait bazı objeleri WhatsApp üzerinden satışa çıkardığını yazmasıyla sosyal medyada adeta kıyamet koptu. “İlber Hoca’nın mirası haraç mezat satılıyor” diyenler mi “Bir müze kurulmalıydı” diyenler mi “Hatırasına böyle mi sahip çıkılır” diyerek kızını vefasızlıkla suçlayanlar mı? Ama her zamanki gibi sosyal medya kararını yine çok hızlı verdi. Oysa satışa konulanlar İlber Ortaylı’nın ne kültürel mirası ne kitapları ne notları idi. Satılanlar, vefatının ardından kapatılması gereken 7 farklı evden çıkan ve hatırası “yok” denilebilecek bir fincan bir vazo bir tepsiydi... Tuna Ortaylı, “Babam fincanları ile değil kitapları ile anılmak isterdi” diyerek, son noktayı koyarken, 300-500 lira gibi cüzi ücretlere satılan objelerden elde edilen gelir, TEMA Vakfı tarafından İlber Hoca adına kurulacak hatıra ormanına aktarılacak.
MİRASI FİNCANDA DEĞİL KİTAPLARINDA NOTLARINDA, FİKİRLERİNDE...
Bir insan öldükten sonra geride kalan eşyalar hakkında söz söyleme hakkı kime aittir?
Sosyal medyaya mı?
Hayranlarına mı?
Yoksa o evin kapısını her gün açıp kapatan ailesine mi?
Cevap veriyorum: Elbette ailesine.
Çünkü ölümden sonra kalan eşyalar, yas sürecinin de en ağır parçalarındandır.
Kimisi yıllarca bir odanın kapısını açamaz.
Kimisi aynı gün bütün eşyaları kaldırır.
Kimi bağışlar.
Kimi saklar.
Bunların hangisinin doğru olduğuna dışarıdan karar vermek mümkün olmadığı gibi ne ahlaki ne de psikolojik açıdan tek bir doğru da yoktur.
Dolayısıyla ölümden sonra kalan eşyalar üzerine hüküm verirken çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü bu mesele bir aile mahremiyetidir de.
Kaldı ki merhum psikolog Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu “bir davranışı anlamadan insan yargılamanın çok kolay olduğunu” tembihlemedi mi bize yıllarca?
Ne kadar haklı olduğunu Prof. Dr. Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı’nın açıklaması ile bir kez daha gördük. Şöyle diyor Ortaylı açıklamasında:
İSTANBUL’DA KAPATILMASI GEREKEN 7 EVİ VAR
“Babamın sadece İstanbul'da kapatılması gereken 7 evi var; bu evlerde, kutsalı saydığım çalışma masaları ve kitapları ile çoğunu kendi aldığı ya da bazıları hediye gelen, aile- yakın dostları arasında dağıtılan anı/yadigâr objeler dışında, artan bir sürü obje oldu.
Bunları da TEMA Vakfı yakın zamanda adına bir hatıra ormanı açacağı için, o objeler de çöpe gideceğine böyle bir şeye katkısı olsun diye düşünerek, satışa çıkarmıştım.
Tabii hiçbir iyiliğin cezasız kalmadığı memleketimizde şimdi de “babasının malını sağa sola satan vefasız kızı” olmakla itham ediliyorum. Neyse orası önemli değil... Bu vesileyle başka bir şey satmayacağım, önceden bir şey satın alan herkese hatıra ormanına katkıları için bir kez daha teşekkür ediyorum.
Babam adına bir kütüphane kuracağız çünkü kendisi akademisyen olarak çay fincanlarıyla değil ama kitaplarıyla anılmak isterdi.”