Avrupa’nın aşırı sağcı ahbapları
Avrupa siyasetinde garip şeyler oluyor.
Son yıllardaki krizlerin tetiklediği popülist aşırı sağ, skandallara, yolsuzluklara, hukuki kısıtlamalara rağmen güç kazanıyor.
Almanya’da hakkında “anayasal düzeni tehdit etmekten” soruşturma bulunan Almanya İçin Alternatif (AfD), anketlere göre ülkede birinci parti durumunda. Üstelik yükseliş trendi sürüyor.
Eylül ayında yapılacak seçimlerde ilk kez bir eyalette tek başına yönetimi devralması bekleniyor.
AfD geçen hafta yayınladığı manifestoyla seçim sonrası bütün mültecileri sınır dışı etme sözünü yineledi.
Parti yasal olarak kapatılma tehdidine rağmen iktidar yürüyüşüne devam ediyor.
Fransa siyasetinin en tartışmalı ismi Marine Le Pen yolsuzluktan hüküm giymesine rağmen geçen hafta yüksek mahkemeden cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılma hakkı kazandı.
Seçim sürecinde Le Pen’in ayağındaki elektronik kelepçeden bir mağduriyet çıkarabilmesi bile mümkün.
Benzer bir hikâye İngiltere’de de yaşanıyor.
Mayıs ayındaki yerel seçimlerde birinci parti olan Reform UK’in lideri Nigel Farage, milyonlarca sterlinlik “bağışı” hesabına geçirdiği ortaya çıkınca milletvekilliğinden istifa etti.
Ama Farage’ın istifa hamlesi meclisteki soruşturmayı durdurmak ve yeniden seçilerek halkın gözünde “meşruiyetini” geri kazanmak için yaptığı bir strateji. Bir nevi sine-i millete dönüş operasyonu.
Bunu bilen ana akım partiler yolsuzluğun seçimle aklanamayacağını söyleyerek ağustosta yapılacak ara seçimde Farage’a karşı aday çıkarmayacaklarını açıkladı.
Aşırı sağcı liderin karşısına çıkan en güçlü aday kafasına geçirdiği çöp tenekesiyle seçime giren bir komedyen.🤨