Yunan esintisinden pogo dairelerine
Hani “beş benzemez” derler ya; aynen öyle bir haftayı geride bıraktık. 7 güne sirtaki ritimlerini, 90’lar punk-rock öfkesini, Latin popun bitmeyen enerjisini ve metal dünyasının en ağır riff’lerini sığdırdık. Aklımız bir de gidemediklerimizde kaldı...
Konstantınos Argıros
Haftaya perşembe günü komşunun en karizmatik popstarı Konstantinos Argiros ile başladık.
Yunan dostlarımıza göre çok çok ünlü olmamasına rağmen burada kalplerimizi çoktan kazandı.
Ortam son derece şıktı, melodiler zaten damarlarımıza işlemiş cinsten tanıdıktı. Argiros’un sahnedeki samimiyeti ve dinleyiciyle kurduğu doğrudan bağ, müziğin sınırları, pasaportları nasıl tek bir notada anlamsızlaştırdığının en canlı kanıtı gibiydi. Sıla ile yaptıkları son şarkıyı da beraber sahnede seslendirdiler. Benden duymuş olmayın ama canlı klip yolda hem de performanslarından...
The OffsprIng
Hemen ardından yönümüzü tamamen batıya, Kaliforniya punk sahnesinin o hiç yaşlanmayan çocuklarına, The Offspring’e çevirdik. Öncesinde Second, Türkiye’deki punk namına yaraşır bir açılış yaptı.
Konserin başından sonuna kadar, dinlediğim her dönemine gittim diyebilirim. “Pretty Fly (For a White Guy)” veya “The Kids Aren’t Alright” çalmaya başladığı an, alandaki binlerce kişiyle birlikte aynı anda 20 yıl öncesine ışınlandık. Sahnede hâlâ o ilk günkü ergen öfkesini, enerjisini koruyan bir grup ve onlara eşlik eden, yaş alsa da ruhunu teslim etmemiş bir kitle vardı. Adrenalin tavan, nostalji dozu tam kıvamındaydı.🤨