BİR DE ŞU TRAFİĞİ ÇÖZELİM
BODRUM büyüyor; büyüsün de...
Yeni oteller açılsın. Yeni restoranlar gelsin. Dünya markaları yatırım yapsın. Bunların hiçbirine itirazım yok.
Hatta tam tersine; Bodrum’un en güçlü turizm markalarından biri olmasını isteyenlerdenim.
Ama bir ricam var.
Şu trafiği artık ciddiye alalım.
Çünkü Bodrum’da en lüks şey artık deniz manzarası değil; boş yol bulmak.
Bir akşam Yalıkavak’tan Türkbükü’ne geçeceksiniz...
Navigasyon “20 dakika” diyor.
Siz içinizden “İnşallah” diyorsunuz.
Bazen gerçekten İstanbul’da E-5 daha hızlı akıyor.
Belli ki Bodrum artık eski nüfus hesaplarıyla yönetilemeyecek kadar büyüdü.
O zaman yolları da yeniden düşünmenin zamanı gelmedi mi?
Çevre yolu mu olur; yeni bağlantı yolları mı, deniz taksileri mi?
Bunu mühendisler, şehir plancıları bilir.
Ama bir şey biliyorum.
Bodrum’un önceliği insanlara zaman kazandıracak ulaşım projeleri olmalı.
Ve insan en kıymetli zamanı direksiyon başında harcamaya başlayınca, Bodrum’un o meşhur büyüsü biraz eksiliyor.
HALUK LEVENT OLAYI
TÜRK insanı yıllardır güven duygusuyla sınanıyor.
Kooperatiflerde, bankerlerde kandırıldı; Sülün Osmanları, Parsadanları gördü.
İyi niyetinin istismar edildiği o kadar çok olay yaşadı ki, insan bazen “Artık kimse kanmaz” diyor.
Ama hayat gösteriyor ki, güveni sömürmenin yolları hiç bitmiyor.
Asıl üzücü olan da bu.
Çünkü bu hikâyelerin merkezinde çoğu zaman kötü değil, iyi insanlar var.
Vicdanıyla hareket eden, üç kuruşunu paylaşan, bir çocuğun gülmesi, bir hastanın iyileşmesi, bir depremzedenin ayağa kalkması için elini cebine atan insanlar...
Bu duyguları istismar etmek sadece para çalmak değildir.
Toplumun birbirine olan güvenini de yok etmektir.
En büyük zarar burada başlar.
Mesele sadece hukukun değil, vicdanın da konusudur.
Yanlış yapan hesap vermeli.
Ama biz de ders çıkarmalıyız.
Yardım etmeyi bırakmayacağız, iyilikten vazgeçmeyeceğiz.
Ama iyiliğin de şeffaflık, hesap verebilirlik ve denetime ihtiyacı olduğunu unutmayacağız. 😐