Bir balık restoranı denizi kurtarmaya karar verirse…
Meze by the Sea yalnızca iyi balık pişirmeyi değil, o balığın yaşayacağı denizi korumayı da işinin parçası sayıyor. Yeni toplanmış acurdan mutfağa girmesine izin verilmeyen plastik ambalaja, hayalet ağlardan kadın üreticilere uzanan bu hikâye, sürdürülebilirliğin birkaç yeşil cümleyle değil, bütün bir sistemle mümkün olduğunu gösteriyor.
Bir balık restoranı düşünün. Denizin hemen kıyısındaki bir yamaçta, masaları Ege kıyılarına karşı kurulmuş. Mutfaktaki temel prensiplerinden biri, sadece olta balığı kullanmak. Buraya kadar kulağa sıkça duyulan tanıdık bir sürdürülebilirlik anlatısı gibi gelebilir. Fakat hikâye orada bitmiyor.
🙄 Restoranın önündeki deniz, yakın çevredeki balık çiftliklerinden ve deniz faaliyetlerinden kaynaklanan halatlar, ağlar ve çeşitli atıklarla dolmaya başlayıp da fauna fakirleşince, kapsamlı bir Deniz Koruma Projesi başlatıyorlar. Çünkü deniz ürünleri restoranı işletip önünüzdeki denizin ölümünü uzaktan izlemenin, tabağın üzerindeki bütün iyi niyeti anlamsızlaştıracağının bilincindeler.