Tahran'dan çifte mesaj: El-Tanf ve Kürdistan Bölgesi vuruldu; İran'ın füzeleri, Erbil ve Süleymaniye'yi vurdu
İran, ABD ve İsrail'in son saldırılarına karşı başlattığı misilleme dalgasını Irak Kürdistan bölgesine yönelik arttırması dikkat çekerken beraberinde Suriye’ye de taşıdı. Suriye'nin güneyindeki stratejik El-Tanf askeri üssünü hedef alan Tahran yönetimi, aynı saatlerde Irak Kürdistan Bölgesi'nde İranlı Kürt muhalif grupların üslerine ve Erbil çevresindeki noktalara da yoğun füze ve İHA saldırıları düzenledi. Saldırılarda en az 9 Komala Peşmergesi yaşamını yitirirken, Kürdistan Bölgesi Yönetimi İran'ı sert ifadelerle kınadı. Uzmanlar, El-Tanf saldırısının yalnızca ABD'ye yönelik bir misilleme olmadığını, son dönemde Hizbullah'a yönelik silah sevkiyatlarını engelleyen Şam yönetimine de açık bir uyarı niteliği taşıdığı değerlendirmesini yapıyor.
İran'ın son haftalarda yürüttüğü operasyonlar, ABD ve İsrail'e yönelik misilleme söylemine rağmen en ağır yükün yine Irak Kürdistan Bölgesi ile Suriye'nin kuzey ve doğusundaki kritik noktalara yüklendiğini ortaya koydu. Bölgede petrol üretiminin durması, enerji tesislerinin hedef alınması ve ekonomik hayatın büyük ölçüde sekteye uğraması dikkat çekiyor.
El-Tanf'a saldırının arkasında yalnızca ABD yok
İran'ın vurduğu en dikkat çekici hedeflerden biri, Suriye'nin Ürdün ve Irak sınırındaki El-Tanf askeri üssü oldu. Uzun yıllar ABD güçlerinin kullandığı üs, son dönemde Suriye ordusunun kontrolüne bırakılmış olsa da Washington'un bölgedeki güvenlik planlamasında önemini koruyor. El-Tanf, aynı zamanda Irak-Suriye kara koridorunun en kritik geçiş noktalarından biri olarak görülüyor. Bölgesel kaynaklara göre saldırının zamanlaması da dikkat çekici. Son dönemde Suriye yönetiminin, ABD'nin talebi doğrultusunda Irak'tan Hizbullah'a gönderilmek istenen ağır silah ve mühimmat sevkiyatlarına el koyması, El-Tanf'ın hedef seçilmesinin nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle saldırının yalnızca ABD'ye değil, Şam yönetimine de "İran'ın bölgesel ikmal hatlarına müdahaleye izin vermeyeceği" yönünde bir uyarı mesajı taşıdığı yorumları yapılıyor.
Komala karargâhı vuruldu, 9 Peşmerge öldü
İran'ın ikinci önemli hedefi ise Irak Kürdistan Bölgesi oldu. Süleymaniye kırsalındaki İranlı Kürt muhalif örgütü Komala'nın karargâhına düzenlenen saldırılarda en az 9 Komala Peşmergesi yaşamını yitirirken çok sayıda kişi de yaralandı. Saldırılar, İran'ın son yıllarda Kürt muhalif örgütlere yönelik gerçekleştirdiği en ağır operasyonlardan biri olarak değerlendiriliyor. Saldırılarda sığınak delici bombaların kullanılmasının İran’ın bölgeye bundan sonra da ağır saldırılar gerçekleştireceğinin mesajı olarak değerlendiriliyor. Aynı saatlerde Erbil çevresine yönelen sekiz insansız hava aracının uluslararası koalisyon güçleri tarafından etkisiz hale getirildiği bildirildi.
“Egemenliğimiz açıkça ihlal edildi”
Kürdistan Bölgesi Hükümeti, saldırıların ardından yayımladığı açıklamada İran'ı uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı. Yönetim, sivilleri hedef alan saldırıların hiçbir gerekçeyle kabul edilemeyeceğini belirterek Bağdat hükümetini de ülke egemenliğini korumak için daha etkili adımlar atmaya çağırdı. Bölge yönetimi, saldırıların güvenlik kadar ekonomik istikrarı da hedef aldığını vurguladı.
"Misillemenin en ağır bedelini yine Kürdistan Bölgesi ödüyor"
İran'ın ABD ve İsrail'e karşı yürüttüğü misilleme sürecinde saldırıların önemli bölümünün Irak Kürdistan Bölgesi'ne yönelmesi dikkat çekiyor. Erbil, Süleymaniye ve çevresindeki enerji altyapısı son haftalarda defalarca hedef alınırken, çok sayıda petrol sahasında üretim durdu. Enerji şirketlerinin faaliyetlerini askıya almasıyla birlikte bölge ekonomisi de ciddi zarar gördü. Son saldırılarla birlikte İran'ın Kürdistan Bölgesi'ne yönelik 28 Şubat’ta başlayan savaştan bu yana toplam 904 drone ve füze saldırısı gerçekleştirdi. Saldırılarda bölgede 29 kişi yaşamını yitirdi. Sivil yerleşim alanlarının da zaman zaman hedef olması bölgedeki güvenlik endişelerini daha da artırdı.
Yeni gerilim hattı Irak-Suriye koridoru
Bölgedeki son gelişmeler, İran'ın yalnızca ABD üslerini hedef almakla yetinmediğini; Irak-Suriye-Lübnan hattındaki askeri ve lojistik nüfuzunu korumaya yönelik daha kapsamlı bir strateji izlediğini gösteriyor. El-Tanf'ın vurulması, Hizbullah'a uzanan kara ikmal hattına ilişkin tartışmalar ve Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki Kürt muhalif grupların yeniden hedef alınması, Tahran'ın aynı anda hem Washington'a hem de bölgedeki aktörlere siyasi ve askeri mesaj vermeyi amaçladığı yorumlarını güçlendiriyor. Bu tablo, ABD-İran geriliminin yalnızca iki ülke arasındaki bir hesaplaşma olmaktan çıktığını; Suriye ile Irak Kürdistan Bölgesi'nin, bölgesel güç mücadelesinin en kırılgan ve en fazla bedel ödeyen sahaları haline geldiğini bir kez daha ortaya koyuyor.