Ah bir eve dönebilsem!
Yılın en iddialı projelerinden ‘The Odyssey’, Homeros’un ünlü destanını sinemaya bir kez daha taşıyor. Truva Savaşı kahramanlarından Odysseus’un yıllar sonra eve dönüşünü anlatan yapımda yönetmen Christopher Nolan göz kamaştırıcı bir görsellikle birlikte atmosferi ön plana çıkan epik bir anlatıma soyunmuş. Filmin ana karakterlerini Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson ve Charlize Theron canlandırıyor.
Truva Savaşı nihayete ermiştir ama Agamemnon’un en güvendiği komutan olan Odysseus, bir türlü memleketi İthaka’ya dönememiştir. Ki kendisi Truva’yı ele geçirmek üzere inşa edilen devasa ahşap atın yaratıcısıdır ve onun sayesinde savaş kazanılmıştır. Lakin emrindeki üç gemiyle birlikte giriştiği dönüş yolculuğunda karşısına sürekli engeller çıkacak, askerleri giderek eriyecek ve nihayetinde gizemli peri Calypso’nun yanında kaldığı uzun yıllardan sonra hafızası tazelenerek bir kez daha rotayı İthaka’ya çevirecektir.
The Odyssey
◊ Yönetmen:
Christopher Nolan
◊ Oyuncular:
Matt Damon, Tom Holland, Anne Hathaway, Robert Pattinson, Charlize Theron, Lupita Nyong’o, Samantha Morton, Zendaya, Elliot Page, Jon Bernthal, Himesh Patel, Mia Goth, John Leguizamo, Bill Irwin, Benny Safdie, Logan Marshall-Green, James Remar, Elyes Gabel, Giuliano Ruta, Josh Stewart
◊ Birleşik Krallık-ABD ortak yapımı
Memleketteyse öldüğü varsayılarak taht kavgası başlamış, eşi Penelope’yle evlenmek isteyen talipler, sarayın nimetlerinden faydalanırken ‘dul’ statüsündeki kadınla izdivaç eylemek için mücadeleye girişmişlerdir. Bu grupta baş talipli yakışıklı ama içten pazarlıklı Antinous’tur. Odysseus’un savaşa giderken bebek olan oğlu Telemachus’sa babasının yaşadığı ve bir gün mutlaka döneceği inancındadır. Sarayda kendilerine sadık birkaç kişiyle birlikte hareket eden Telemachus, kimi sorularına cevap bulmak üzere Odysseus’la birlikte Truva’da savaşan Sparta Kralı Menelaus’un yanına gider. Lakin dönüşte Antinous’un ona hazırladığı bir tuzak vardır. Tüm bunlar olurken Odysseus da hırpani bir dilenci görünümüyle ülkesine dönmüştür ve eski hesapları açmak üzere harekete geçer.
İnsanlık tarihinin en eski metinlerinden olan ve Homeros’un kaleme aldığı (ki kimilerine göre birkaç elden daha geçmiştir) büyük destan, şimdi de Christopher Nolan yorumu ve vizyonuyla karşımızda. Destansı filmlerin (bence) unutulabilir yönetmeni konumundaki İngiliz sinemacı, bağımsız karakterli ilk adımlarının sonrasında bilindiği gibi büyük bütçeli, popüler dokunuşlara sahip yapımlara el attı hep. Nihayetinde bir önceki çalışması ‘Oppenheimer’ 13 dalda Oscar’a aday olmuş, 7’sini kazanmıştı. Çıta böyle yükselince bir sonraki yapıt görkemli unsurlar vaat eden bir mesele olmalıydı ve Homeros’un destanı da Nolan’ın görsel destana dönüştürebileceği bir malzemeydi. Özetle zorlu bir eve dönüş hikâyesi barındıran bu metin kuşkusuz zamana fazlasıyla direndi ve bir edebiyat klasiği olarak kuşaklar boyu okundu. Sinema da bol bol uyarlamalarına soyundu.🙄