AİLESİ İLK ‘MİSAFİR İŞÇİ’LERDEN
‘Erci E.’ olarak tanıdığımız Erci Ergün, 1973 yılında Berlin’de doğuyor: “Babam Rize-Hemşin kökenli ama çocukken Adapazarı’na göç etmişler. Annem de Adapazarlı. Ben de kendim için ‘Adapazarlıyım’ diyorum.” Babası, 1969 yılında Almanya’ya gidiyor. İki yıl sonra ona annesi de katılıyor. Çift, Berlin’de bir asansör firması fabrikasında çalışıyor. Erci E. dört yaşına kadar Türkiye’de kalıyor: “Ailem biraz para biriktirdikten sonra döneceklerini düşünüyordu. Giden pek çok aile de çocuklarını Türkiye’deki akrabalarına bırakıyordu. Ben de anneannemle dedemin yanında kaldım. Herkes tarafından ‘emanet çocuk’ diye büyük bir sevgi ve ilgi görerek büyüdüm.”
SENE 1973 - “Berlin’de babam, ablam ve ben. Anne babalarımızın jenerasyonuna büyük saygı duyuyorum. Büyük işi onlar başardı; hiç bilmediği bir ülkede sabahın beşinde soğukta uyanıp işe gitmek, dili bilmemek… Biz onların çocukları olarak global bir dünyada yaşıyoruz.”
DIŞLANMA HİSSİ HER YERDEYDİ
Dönüşün pek de kısa sürede olmayacağı anlaşılınca Erci Bey de Berlin’e gidiyor: “Babam okul başlamadan gelmemi istedi ki dil öğreneyim. Tabii bu benim için hayatımın travması oldu. Hiç evde olmayan bir anne baba ile dışarıda soğuk hava ve yabancı bir dil… Almanya yabancılara çok kapalıydı. Benim ailem içe kapanık değildi ama toplum olarak görünmezdik. Dışlanma hissiyatı her yerdeydi. Anne babalarımız karar verip gitmişler. Bizse bir yandan Almanya’ya uyum sağlamaya, bir yandan özümüzü unutmamaya çalışıyorduk. Halen ‘üç dört seneye döneceğiz’ duygusu vardı. Sınıfta tek Türk’tüm. Bugün artık tam tersi; Almanlar azınlık…”
BİR YANDA JAMES BROWN BİR YANDA CEM KARACA
13 yaşından itibaren müziğe ilgi duyuyor. Düğünlerde davulcuları hayranlıkla izliyor. Evde ablasının dinlediği müziklerden etkileniyor; Prince, Duran Duran… Kendi ilgi alanı: James Brown veya Stevie Wonder gibi soul, caz ve siyah müziği. Ayrıca Barış Manço, Erkin Koray, Cem Karaca dinliyor. İlk icralarını eve aldığı orgla yapıyor. Bir yaz fabrikada çalışarak kendine bir kaset mikser alıyor. Radyoları karıştırırken bir kanala rastlıyor: “Rapçi, sunucu arandığını duyunca uzaydan bir dalga yakalamışçasına sevindim! Dört demo yolladım. 18 yaşımda radyoda ‘Turkish Kisses’ diye program yaptım. Almanya’da bir radyoda Barış Manço çalıyordum! Muazzamdı.”